Gülen cemaatinin zaman içinde ‘Gülen örgütüne’ dönüşüp her türlü aracı kullanarak devlet kurumlarını içerden fethetme girişiminde ulaştığı başarı birçoğumuzun idrakini zorluyor. Üzerlerine gelen tehdidi anladıkları noktada ‘Gülen terör örgütüne’ geçiş yapmaları ise genelde bir dış güce bağlanıyor. Bu açıklama biçimi aslında utancımızı gizlemek için ürettiğimiz psikolojik bir korunma.
Olayı anlamak için dışarıya değil içeriye, kendimize bakmamız lazım. Düşünün ki bu örgütlenme hiçbir dış destek almadan ama herkesi uygun konjonktürde ve uygun söylemle kullanmayı becerebilmiş, asker, polis, istihbarat, eğitim, sağlık ve ileri teknoloji alanında kendi gücüyle neredeyse bütün kritik kurumlara hakim duruma gelmişti. Bu olağanüstü başarının gerisinde çok önemli bir zihniyet, sosyoloji ve psikoloji yatıyor…