Cemaat ile hükümetin kılıçları çekmesiyle denge bozuldu, aynı tabana seslenen TUSKON ile MÜSİAD’ın da yolları kesin biçimde ayrıldı. AKP’yi destekleyen MÜSİAD bu savaştan en çok istifade eden taraf olurken 15 Temmuz’un ertesinde TUSKON tarihe karıştı; Cemaat patronları kaçırabildikleri serveti yurtdışına çıkardı. MÜSİAD ise darbe girişimi sonrasında oluşan havada ön saflarda yer alarak konumunu garantiledi.
15 Temmuz sonrası, sermaye gruplarıyla AKP arasında yeni ilişkilerin kurulacağı bir dönem olacak. AKP’nin MÜSİAD ve TÜSİAD’ın ikisine birden ihtiyacı var. Gezi sırasında ‘teste’ tabi tutulan ve karnesinde kırık olan TÜSİAD ekibi darbe soruşturmalarının kendilerine kadar uzanmasını ve yeni pay dağıtımından uzak kalınmasını istemediğinden hükümetle daha yakın ilişki kuracak gibi görünüyor. Hükümet ise özgürlükleri kısıtlarken ekonominin daha da kötüleşmesini göğüsleyemez.