İslamcılar her zaman olduğu gibi yalanı gerçek, gerçeği yalan yerine satıyor ve bunu inanç sayesinde başarıyorlar. Çünkü yalanla inanma çok yakın akrabadır; inancın olmadığı yerde yalan, yalanın olmadığı yerde inanç barınamaz. Türkiye uzun süredir dayanağı inanma olan yalanla yönetiliyor. Halkın inancı, siyasetçinin yalanı sözde aydının aracılığı ile halkla buluşturuldu ve bunca sahtekarın, dolandırıcının, riyakarın ortalıkta dolaşmasına zemin hazırladı.
Geçen hafta, “Hocaefendi ağladığında ben de ağlarım” diyen birinin, henüz mürekkebi kurumadan aynı köşede Hocasını CIA ajanı ilan ettiğinden söz etmiştim. Bugünkü dün kendisi Kabataş yalanına inanmış ancak bugün başkasının başka yalanlara inanmasına hayret ediyor. Az buçuk aklı olup da bunların arasında kalan çıldırmaz da ne yapar!