Aldatanlar ve aldatılanlar… Özür dileyenler, pişman olanlar, Allah’a sığınanlar… Apoletleriyle cüppelerini tokuşturanlar… Dünyaya kafa tutan ve idam diye diye nutuklar atan bir ‘kahraman başkumandan’…
İdam cezasının geri gelmesini isteyen, çok isteyen, illa isteyen sevinçli kalabalıklar…
Her kesimden insanın bir araya gelip bayrak sallamasını; tekbir sesleriyle Onuncu Yıl Marşı’nın birbirlerini bastıra bastıra yan yana çalınmasını; bu ülkenin şaibelerle dolu bir darbeden kurtuluşu ve yeniden kuruluşu sananlar…
Konacakları zemin yok; uçup gidecekleri ufuk da. Ülke çürüdükçe çürüyor ve çok kötü kokuyor bu sıcakta.
Muhalefetin kullanması gereken sivri dili, hem suçlu hem güçlü olan iktidar küstahça kullanırken, miting davetine kibarca icabet eden muhalefet ılımdan yıkılıyor.
Haksızlığa uğrayanlar; özgürlüğü kısıtlananlar; demokrasileri ellerinden alınanlar; dini çatır çatır siyasete alet edenlere geçmişlerini ve geleceklerini kaptıranlar; öfkelerini tutar ve ılımlı davranırlarsa o davranışın ısısında çözülür, darmadağınık olurlar.