Televizyonlara çıkıp insan ergonomisinin namaz kılmak için yaratıldığını ve bu ergonomiyle insanın hayvandan ayrıldığını anlatmaya çalışan ilahiyatçı savunmasında haklı.
Onu yanlış anlıyoruz, hatta hiç anlamıyoruz.
Sorun onun “Namaz kılmayan insan hayvandır” demesi değil.
Sorun, onun insan dışında bir varlığın alnının secdeye gelmediğini söylemesi, insanın ‘namaz ergonomik’ yaratıldığını öne sürmesi karşısında, bizim aklımızı başımıza toplayıp, “Ergonomi mi inançtan çıkar, inanç mı ergonomiden?” diye tartışmak ve bugünün sorunlarını çözmek için bu meseleyi felsefenin temel sorusu yapmak yerine, “Namaz kılmayana nasıl hayvan der bu saygısız” diye celallenmemiz.
Az kaldı…
Biz de aklımızı kaybettik kaybediyoruz.