Herkesin ardından el sallamaya alışmış olan Akdoğan, Başbakanlık yolunda bıraktığı bıyıklarına rağmen kendini oyunun dışında buluverdi.
Neden mi? Kimilerine göre devrik başbakan Ahmet Davutoğlu ile yakınlığı nedeniyle… Kimilerine göre de Dolmabahçe’de HDP’li vekillerle buluşanlardan biri olduğu için… Çözülemeyen sürecin faili görevi verildi ona. ‘Tanrılar kurban istemişti’ bir kere…
Oysa her şey çok farklı başlamıştı.
1969 doğum Yalçın Akdoğan Trabzonlu bir ailenin çocuğu. Babası henüz çok gençken İstanbul’a gelip Pendik’e yerleşti. E-5’in kenarında; dedesi, teyzesi ve dayılarıyla birlikte oturdukları bir apartmanda büyüdü.
Babası Reşit Akdoğan sol görüşlüydü, sosyal demokrat partilere oy veriyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın olduğu yıl, 1974’te doğan küçük oğluna Bülent adını koyacak kadar seviyordu Ecevit’i. Ancak 12 Eylül darbesi olduğunda muhtardı, görevden alındı. Yalçın Akdoğan’a göre bugün AKP’li olan babası için bu darbe dünya görüşünü değiştirmek yolunda bir kırılma noktasıydı.
Yalçın Akdoğan’ın muhafazakar dünya görüşünün kaynağı ise dedesiydi. Onunla birlikte camiye gitmeye, namaz kılmaya alıştı.