Mümtaz'er Türköne: Yıldırım'ın getirildiği makam 'başvekalet' değil 'başvezaret' makamı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bu hafta içinde kurulacak hükümet, 12 Mart döneminin veya 12 Eylül sonrasının darbe şartlarının eseri ‘teknokrat hükümeti’ modelinde olacak. Siyasî kararlar hükümet içinde veya Başbakanlık’ta alınmayacak, alınmış olan kararlar uzmanlar aracılığıyla sadece uygulanacak.

Bu hükümet modelinin yakın tarihteki saf örnekleri için daha gerilere gitmek, Kanun-i Esasî’yi askıya alan, Parlamento’yu kapatan Sultan Abdülhamid’in Kâmil Paşa, Said Paşa gibi sadrazamlara kurdurduğu kabinelere bakmamız gerekecek.

Binali Yıldırım, zamanın ruhuna uygun bir isim; ancak getirildiği makam ilk defa II. Mahmud’un 1830’larda benimsediği ‘başvekâlet’ değil klasik anlamda hiç de yabana atılmayacak ‘başvezaret’ makamı. ‘Müstebid’ Saray sayesinde ‘uyum’ kaçınılmaz, dolayısıyla ‘etkinlik’ de mümkün.

‘Mutlu son’ için tek bir şey eksik: ‘Sürdürülebilirlik’. Bu garip istibdat ve uyum sizce ne kadar sürdürülebilir?

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı