12 Eylül rejimi, temsilî yoldan da olsa siyasete/yönetime katılma, sesini duyurma/sözünü dinletmenin barışçıl yollarını büyük ölçüde kapattı. Siyasete katılmak isteyenleri terör yandaşı/destekçisi/yardımcısı/yatakçısı diye zulme uğratıp, fiziken yok ettiler.
Şimdi ise, artık toplu cinayetler işlenmekte; insanlar kendi evlerinde açlığa, susuzluğa, ilaçsızlığa, doktorsuzluğa mahkûm edilmekte; mahzenlerde gazlanıp, yakılıp parça parça edilmekte.
En komikçe/şapşalozca lâf, “Doksanlara mı dönüyoruz?”. Doksanlarda yargısız infazlar vardı; ama, şimdi artık infazın yargısı var; çırılçıplak soyulmuş paramparça edilmiş insan vücutları eskiden gözlerden uzak ücra köylerde helikopterden atılır, araçlara bağlanıp sürüklenirdi; ortaya çıktığında da, inkâr edilme yoluna gidilirdi. Oysa şimdi, daha vahşiceleri kentlerde yapılıp sanal medya üzerinden yayınlanıyor, bizzat caniler tarafından.