Mesele, Kürtlerin ve Kürt hareketinin geleceğe dair somut umutlarının, Türkiye’yi ve Türk tarafını somut endişelere sürüklemesidir.
Karşı karşıya gelen bu umut ve endişe halini ortaya çıkaran, önümüzdeki dönemde Ortadoğu’da dengelerin Kürtlerin lehine gelişmesi, Kürt devleti, özerk siyasi alanı gibi oluşumların önünün açılması ihtimallidir.
…
Türkiye’nin endişesinin iki kademeli olduğu ima edildiğini sıkça görüyoruz. İlk kademe Barzani ve Suriye’de özerk bölgenin, Türkiye’nin Kürt sorunu ve Kürtleri bakımından temsil edeceği risk olarak tanımlanıyor. İkinci kademe bu ilerleyişin Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit, içine yönelik bir müdahale kapısı algılanmasıyla karşımıza çıkıyor.
Birinin umudu, diğerinin endişesi… Tarihin keskin tarafı böyledir. Ancak umut ve endişeyi birlikte alıp, ara yol bulmak mümkün değil mi? Pek ala mümkündür.
Türkiye’deki Kürtlerin demokratik entegrasyonu, PKK’nın silahı devreden çıkarması, siyasete dönülmesi hala mümkündür. Bu, Kürtlerin, Rojava’nın ve Ortadoğu’nun geleceğini demokratik istikamette yoğuracak bir yoldur.