Erdoğan da “Yapmayın çocuklar! Biz kazandık. Hep beraber kazandık. Yedi düvele karşı kazandık. En mutlu olmamız gereken zamanda kırıp dökmeyelim birbirimizi. Allah’a şükürsüzlük etmeyelim. Yüklendiğiniz o adamlar beni zor zamanlarımda savunan adamlardır. Onların eleştirilerine cevap verirken haddi aşmayın. Yalana, iftiraya, hakarete başvurmayın. Kin ve nefret ifadeleri kullanmayın. Pis pis sövüp saymayın öyle. Beni eleştiriyor da olsalar, dava arkadaşlarımı böyle harcamanıza izin vermem. Ben vefalı bir insanım. Onların beni savunduğu gibi ben de onları savunurum. Karşınızda beni bulursunuz!” demedi, demiyor.
Tarihî ehemmiyetini ve kıymetini müdrik olduğumuz için tabii ki Erdoğan’ın yanında durmaya devam ediyoruz, ama ağzımızın tadını kaçırdılar.
Niye böyle olsun ki?
Niye bir ukde kalsın ki içimizde?
Niye ukdesiz bir mutlulukla saf tutmayalım ki Erdoğan’ın arkasında?
Derdiniz ne kardeşim?
Davutoğlu’nun yüksek profili mi?
E o da bırakıp gidiyor işte; daha ne?
Hâlâ homur homur.
“Ama giderayak Davutoğlu’na methiyeler düzenler var.”
Milletin vefasına verin kardeşim, olur öyle.
Büyütmeyin.
Erdoğan’a bağlılıklarının ispatı için Davutoğlu’nun iyiliklerini yok saymalarını bekleyemezsiniz vefalı insanlardan.
Neyse…
Olan oldu, önümüze bakalım.