Adaletin son sürat işlediği ve Vakıf Başkanı’na göre ‘oyunu bozduğu’ tek celsede mahkumiyet ülkesinde, İlhan Çomak gibi çeyrek asır tutukluluk yaşayan da var…
Adaletin tecellisini göremeden ölen de…
Bazı kritik davalarda anlaşılan artık iki formül gündemde:
1.Birilerini kollamak için hemen zanlı-suçluyla kapatılan dosyalar.
2. Birilerini kollamak için asla kapatılamayan dosyalar.
Dink Suikastı 10’uncu yılına doğru, bu ikincilerden.
Dink Suikastı, belki Kennedy Suikastı gibi, zincirleme ittifak neticesidir mesela.
Kimi kendine ulusalcı, kimi milliyetçi, kimi muhafazakâr demiş yerel-ulusal üniformalı-sivil, etkili-sıradan elemanların cirit attığı…
Bu tür vakalarda, böyle unsurların hepsinin belli bir ağ içinde birlikte, tek hiyerarşiyle, tek merkezle hareket etmesi gerekmez.
Önemli olan önce atmosfer, sonra adım adım hedef tayini, sonra ‘birilerinin bir şey yapmasını beklemek’ ve elbet o birilerinin çıkacağını bilmektir.
Ama her aktör, nefretin, hedef göstermenin, kuşatmanın, birilerini doldurmanın nerelere gidebileceğini bilir…
Bu suikast tam aydınlansa… Kendimizi daha iyi tanırız herhalde!