Anayasa Mahkemesi kararından sonra ortada yeni bir gelişme olmamasına rağmen bu tuhaf dava hâlâ sürüyorsa.
Milletvekillerinin duruşma salonunu terk etmemesi halinde nasıl bir karar çıkacağı konusunda herkesin derin şüpheleri varsa.
O memlekette ne kuvvetler ayrılığı kalmıştır ne de hukuk devleti. Dolayısıyla ortada ne demokrasi kalmıştır ne de anayasal bir düzen.
Ortada sadece her yere emir ve talimat gönderen bir şahıs kalmıştır.
Yolsuzluk davalarının üzeri örtülür, ahali adaleti Amerikalı bir savcının iddianamesinde arar.
IŞİD zanlıları tekbirlerle tahliye olurken akademisyenler tecrit edilir.
En basit tanımıyla bir gazetecilik faaliyeti ise hukuk devletini ayaklar altına alan bir kişisel kan davasına dönüştürülmeye çalışılır.
İktidarın yılmaz savunucuları bu tablodan onları memnun edecek bir sonuç çıkacağını zannediyorsa hayatlarının en büyük yanılgısı içindeler demektir.