Kırım’daki halk oylamasının sonuçları şaşırtmadı: Seçmen katılım oranı yüzde 80’i, Ukrayna’dan ayrılıp Rusya Federasyonu’nun parçası olmasına evet diyenlerin oranı da yüzde 90’ı aştı. Bundan sonra kim ne derse desin boş; Kırım Rusya’nın.
Referandumun Ukrayna yasalarına ve uluslararası hukuka aykırı olması; sandığa gitme kararının alınışı gibi sandığa gitme eyleminin de Rus askerlerinin kontrolü altında yapılması; usülsüzlük tartışmaları falan; bunlar artık fiili durumu değiştiremez.
Batı’nın etkili bir cezalandırmaya başvurması zor

Bir kez daha güçlü olan kendi koşullarını, kendi hukukunu dayattı. Üstelik, karşılaştırma için adı geçen, Kosova, Abhazya, Osetya gibi örneklerden farklı olarak kan dökülmesi de gerekmedi. ABD ve Avrupa Birliği, Moskova’nın itirazlarını takmayıp bildiğini okumasına elbette bozuluyor ve ses çıkarmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Ama, bazı ufak tefek yaptırımlar dışında etkili bir cezalandırmaya kalkışmanın sonuçlarını göze alabilecek durumda değiller (AB’nin ekonomik zaafiyeti ve Rusya’nın enerji kartı başlıca nedenler arasında sayılabilir. ABD özelindeki nedenler ise bir başka yazı konusu olmayı hak ediyor). Batı rövanşı ertelemek durumunda.
Putin diğer bölgelerin çağrılarına itibar etmez

Üstelik Rusya’nın Batı’ya ayar vermek için kullanacağı malzeme bitmiş değil. Ukrayna’nın Rusça konuşanların çoğunlukta olduğu, Odesa; Donetsk, Harkov gibi diğer yerleşimlerinde de “kendi kaderini tayin hakkı” için nümayiş başladı. Ama Putin’in henüz “bizi de al” çağrılarına itibar edeceğini sanmıyorum. Çünkü Ukrayna’nın geçici yönetimini, zaten, Mayıs sonundaki başkanlık seçimlerine kadar çok zorlu bir süreç bekliyor.
Bir yandan ABD’den, AB’den rica minnet koparabildikleri paralarla ekonomiyi döndürmeleri, bir yandan da Putin’in kendilerine yakıştırdığı “faşist darbeciler” nitelemesini boşa çıkaracak, dosta düşmana rüştlerini ispat edecek icraatta bulunmaları, seçim için güvenli-güvenilir atmosferi yaratmaları lazım. Fakat Ukraynacılarla Rusyacıları karşı karşıya getiren olayların artacağını tahmin etmek güç değil.
Kiev’in şiddete başvurması Rusya’nın işine gelir
Kiev’ın ayrılıkçı sesleri kısmak ya da muhtemel çatışmaları engellemek gerekçesi ile şiddete, sert yöntemlere başvurması Moskova’nın ekmeğine yağ sürmek olur. Azledilen ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması istenen devlet başkanı Yanukoviç’in sığındığı Rusya’dan ülkesine dönmesi de, yakalandı yakalanmadı, yargılanacak, yargılanmayacak tartışmaları arasında Rusya’ya alan açacak gelişmeleri tetikleyebilir.

Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden yana tavır koyan ve referandumu boykot kararı alan Kırım Tatarlarına gelince; Türkiye’den Rusya’nınkine benzer bir “kendi dilini konuşanları koruma” hamlesi gelmeyeceğini biliyorlar ama pozisyonlarının güçlü şekilde desteklenmesini istiyorlar. Ama Türkiye’nin sahip olduğu, Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu’nun ifadesiyle, “hem aday AB ülkesi, hem Nato üyesi hem de Rusya ile son derece derin ilişkisi olan bir komşu ülke” olmaktan kaynaklı “özel konum” buna engel.
Mensur Akgün haklıydı

Tesev Koordinatörü Star gazetesi yazarlarından Mensur Akgün Şubat ayı sonunda katıldığı bir TV programında incelikli olmayan bir üslupla dile getirdiği için tepki çekmişti ama sözleri şu meşhur “reel politik”in ta kendisiydi: “Türkiye ile Rusya arasında 38 milyar dolarlık iş hacmi var. Türkiye’nin Kırım Tatarları için Rusya’yı karşısına alması beklenemez.”
Şimdi, referandum sonrasında, reel politikanın daha incelikli tasavvuru; Kırım Tatarları’nın siyasi, ekonomik ve kültürel haklara sahip olma çabalarına destek vaat ederek, Rusya Federasyonu içinde kalmaya ikna etmek olacaktır. Lakin bunun, Doğu Türkistan’da yaşanan dramlara benzer bir durum yaratıp yaratmayacağından emin olamıyoruz.
