Sahi n'aptı bu adam bize?
S

 

mehves evin kelle sbMEHVEŞ EVİN

mehvesevin@diken.com.tr

Malumunuz, Star gazetesi, “Bu adam size ne yaptı?” diyerek, Tayyip Erdoğan’ın ne kadar ‘öncü, başarılı bir lider’ olduğunu kendince sıraladı.

Dünyaya, insana, çevreye, inanca, evrensel haklara, Türkiye’ye yönelik gayet kısıtlı ve sorunlu bu metinle alay etmek kolay, çünkü eksik ve yanlış bilgilerle dolu. Kaldı ki ‘çıta’ o kadar aşağılara konulmuş ki, “Ekmek alabiliyorum, suyum akıyor, heyooo” deyip sevinmemiz bekleniyor…

Son çırpınışlar

Bu metin, 1 Kasım seçimleri öncesi çaresizliğin son çırpınışları olarak da okunabilir.

AKP’nin iktidara geldiği tarihin 2002 olduğu, içinde bulunduğumuz yılın ise 2015 olduğu görmezden gelinmiş.

“Bu adam size ne yaptı”da sıralanan argümanlar, 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan kıtlık (ekmek karnesi), 1970’lerdeki ağır ekonomik bunalım (yağ, tüp, şeker kuyruğu) ve 1990’larda yaşanan enflasyon ve ekonomik kriz günlerini yaşamış/hafızasına yerleştirmiş olanların korkularına hitap ediyor.

Diktatörlüğü ‘adam asmak’tan ibaret sanan bu anlayış için tek çare, o günlerle kendi iktidarını karşılaştırarak kendini yüceltmeye çalışmak olsa gerek.

‘Gelişmişlik kriteri’ni çöp toplamak, temiz su sağlamak, ekmek alabilmek, hastanede kuyrukta beklememek ve bol bol cami yapıp Sünnilerin dini inancını doyasıya yaşaması olarak belirliyorsan, geçmiş olsun!

Öte yandan halkın bir kesimi için sözkonusu listede sıralananların bir karşılığı olduğunu da unutmamak lazım.

Küresel rekabet edebilirlikte 51’nci sıraya düştük

 

“Tayyip Bey size ne yaptı?” serzenişinde, insan hakları ihlalleri, savaş ve çatışma hali, eşitsizlik, yolsuzluklar, çevre talanı, ifade ve basın özgürlüğü gibi ‘gereksiz’ konulara değinilmiyor elbet.

Dokunulmuyor, çünkü bunlar, AKP’ye oy veren tabanın da pek umrunda olmayan şeyler. Milletimiz ekmeğine, hastanesine, camisine, kuran kurslarına, işine gücüne bakıyor.

Madem öyle, AKP iktidarında Türkiye’nin gelir dağılımınında uçurumun nasıl açıldığına, dünyada rekabet edilebilirlikte nerede olduğuna, ekonomide diğer ülkelere kıyasla nerede durduğuna bakalım…

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı 2015-2026 Küresel Rekabet Edebilirlik raporuna göre, Türkiye son bir yılda 45’ten 51’inci sıraya düşmüş.

Rekabet edebilirlik kriteri, kurumlar, uygulamalar, bir ekonominin üretim seviyesi faktörlere göre belirlenmiş.

Ülkelerin ekonomilerinde ilk karşılaştırma, ‘temel  gereksinim’lerde. Nedir bunlar? Kurumların işleyişi, altyapı, makroekonomik ortam, sağlık ve ilköğretim. Yani RTE manifestosunda değinilen ‘gerek’lerin bir kısmı.

Türkiye’nin 144 ülke arasında sıralaması şöyle: Kurumlar 75, altyapı 53, makroekonomik ortam 68, sağlık ve ilköğretim 73’üncü sırada! Ortalama puan; 57. Hakikaten, ne kadar gururlansak az!

Tüm ekonomik kriterlerde düşüş

Gelelim bir ülkede verimliliği, dolayısıyla ticaret ve rekabet koşullarını belirleyen kriterlerde nerede olduğumuza…

Yüksek+mesleki eğitim 55, pazar verimliliği 45, emek pazarı verimliliğinde 127 (dünyanın en kötülerinden), fiannsal pazar gelişiminde 64, teknolojik hazırlılık 64, pazar büyüklüğünde 16’ıncı sırada Türkiye.

Raporda, Türkiye’nin tüm rekabet edebilme kriterlerinde düşüş yaşadığı, en vahiminin kurumların etkinliğinde (75) olduğu belirtilmiş. Ciddi yapısal reformların ‘hayati’ olduğu da belirtiliyor.

Kısacası, Türkiye’nin bir şey ürettiği, geliştirdiği yok; üstelik ticaretteki düşüş, bu tabloya göre hızlanarak devam edecek.

Bu manzaraya bakıp “Musluktan çamurlu su akmıyor” demek hakikaten pek acıklı. Belediye kuyruğunda saatlerce beklemediğiniz sürece temiz suya ulaşım, paralı. Bu mu başarı? Bu mu ‘Yeni Türkiye?’

Ekmek alabiliyoruz çok şükür, bir de alamasaydık?

Hoş, asgari ücretin 1000 TL olduğu, bir kişinin geçim maliyetinin 1628 TL olarak saptandığı ve nüfusun yüzde 15’inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede ekmek almak bile artık sorun…

Hastaneler pek havalı ama parasız değil

Termik santrallerle, plansız enerji, köprü, yol ve turizm projeleriyle, ekonominin abandığı inşaat sektörüyle başta büyükşehirler olmak üzere, şehirler yaşanmaz hale geldi.

Hastanelerde kuyrukta beklememek, yetersiz tesislerde tedavi olmak gibi tezler de maalesef doğruyu yansıtmıyor. Devlet ve üniversite hastaneleri bitirildi. ‘Görüntüde’ havalı hastanelerimiz var ve hepsi SGK’yla sözleşmeli. Fakat taburcu olunca milyarlık faturalar ödeniyor. Kimse sağlık hizmetlerinden ‘ücretsiz’ yararlanmıyor; sağlık hizmeti alabilmek için düzenli olarak sağlık sigortası primi, katılım payı ve ilave ücretler ödeniyor. (Sağlık sektöründeki ‘yalan’lar için)

TL, en çok değer kaybeden beşinci para birimi… Sadece yılbaşından Ağustos ayına kadar dolar karşısında yüzde 13’ün üzerinde değer kaybetti. Enflasyon ‘resmi rakam’lara göre yüzde 8.9’larda…

Hülasa, “Bu adam ne yaptı size”nin temel ekonomik ihtiyaç ve gereksinimler açısından kısa bir çetelesi bu…