Dünyanın belki de en bencil kamuoyu Türkiye’de. İster siyaset, ister medya ve sosyal medya olsun, kanaat önderlerinin çoğunluğunun önceliği ortak bir hissiyat oluşması değil, en çok beğenilen olma hırsı.
Sosyal medyada kendini kanaat önderi olarak atamışların engellenemez sığlık ve hamaseti, gündemin genel hatlarını belirliyor. İnfluencerlar kendilerini konvensiyonel medyaya değil, konvensiyonel medya kendisini influencerlara hizalandırıyor.
Burada konu influencerlarin sunduğu içeriklerin nesnel olarak doğru olup olmamasından daha ziyade, sosyal medya anonimliği koruması altında, klasik uzmanlık hiyerarşisi içinde olgunlaşmamış şahsiyetlerin hiçbir yaptırıma (burada kastedilen hukuki yaptırımlar değil. Sosyal, mesleki ve ahlaki yaptırımlar) uğramadan, toplumsal kanaat oluşturma imkanına sahip olmaları.
Bu yönüyle Türkiye doğal toplumsal dinamiği, sosyal medya ile tahribatına uğramı tehlikesi altında olan ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor.
Türkiye’de gündem, sosyal medyanın beğeni algoritmalarının dikkatini çekme yarışının malzemesi olmaya doğru evriliyor. Son yıllarda “Bu kadar da olmaz!” dediğimiz her şey bir hafta sonra yerine yenilerine bırakmak üzere sahneyi terk ediyor.
“Bu kadar olmaz” diyerek yaşadığımız şaşkınlık, kızgınlık, öfke ve çaresizlik, sosyal medya algoritmalarının en çok sevdiği hissiyat. İnfluecerler ise her şey yalan algoritma gerçek “hikmetini” hepimizden iyi kavradı.