Taha Akyol: 'Bizden' faktörü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Artık Cumhurbaşkanı tek imza ile “üst kademe” kamu görevlilerini her an değiştirebilir. Merkez Bankası’na atanmak için yüksek tahsil ve “yeterli bilgi ve deneyime sahip” (kaç yıl, nasıl?) olmak yeterlidir.

Başkanlık sisteminde yetki tabii ki sadece Başkan’ındır, “tek imza”dır.

ABD’de süzgeç Senato denetimidir. Adamı çağırıp TV ekranları önünde sorguya çekerler. Başkan da Senato’nun kabul edebileceği vasıfta atamalar yapmak zorunda kalır.

İşte, Fed Başkanı Powell bu süzgeçten geçerek 2018’de atanmış, Trump’ın çirkin baskılarına boyun eğmemiş, Trump onu görevden alamamış, nihayet Mayıs 2026’da görev süresi dolduğunda ayrılmıştı.

Bizde ise Cumhurbaşkanı’nın hiçbir tasarrufu Meclis denetimine tabi değildir. Süzgeç yoktur. 3 Sayılı CB Kararnamesi ile, görev süresiyle bile sınırlı olmadan görevden alma ve atama yetkisi vardır.

Böylece atamalarda “bizden” faktörü ön plana geçti… Hızlı yükselişlerin, kurumlar arasında “bizden” olmanın yarattığı ‘dayanışma’, destek, kayırma duygularının ve “denetim” yokluğu algısının yol açtığı sorunları yaşıyoruz.

Neticeten, çeyrek yüzyılın özeti: Liyakate dayanan “hukuki rasyonel bürokrasi”den, “sadakat” öncelikli “neopatrimonyal bürokrasi”ye yönelişin sorunları bunlar.

Onun için mesele sadece adli yönleriyle görülmemeli. İdari reform, yargı defordmu, sistem reformu akıldan çıkmamalı.

Taha Akyol’un yazısı