İsmail Kartal, “Takım olarak milli arayı iyi değerlendirdik. 13-14 oyuncumuz milli takımlarına gitse de iyi hazırlandık” açıklamasını yapsa da takımın oyunu gerilemiş, temposu düşmüştü. Stoperler Ake ve Škriniar rakip ataklara karşı ayakta kalmayı başarsa da, hücuma çıkarken Kerem Aktürkoğlu nun kaptırdığı kritik toplar ciddi sıkıntılar yarattı. Kısacası Fenerbahçe için ilk yarının özeti, gol dışında varlık gösteremediğiydi.
İsmail Kartal ilk yarıda ne gördü ki ikinci yarıya hiçbir müdahale yapmadan başladı? Sistem, hız ve isteksiz tavırlar aynıydı. Üstelik Brown-Kerem koridorunda rakip ataklar geldiği gibi basit pas hataları da tavan yapmıştı. Beklenen değişiklik Asensio-İrfan Can arasında gerçekleşti; ancak bu ezbere bir hamle miydi yoksa oyunu okumaya dayalı bir değişiklik miydi, anlamak zordu. Adeta “Gerçek İsmail Kartal” inadıydı.
Rizespor gününde olsa ikinci yarıda fişi çekmişti. Fakat “atamayana atarlar” kuralı dün yine işledi. İrfan Can ve Oğuz Aydın’ın oyuna girmesiyle fark bir anda açıldı. Burada Oğuz Aydın’ın form grafiğine ayrı bir parantez açmak lazım; 10 dakika içinde 1 gol ve 1 asist üretti. Oyuna biraz hareketlilik gelince skorun da gelmesi tesadüf olmuyor.
Maç sonu söylemlerine dönersek: Her maçı iyi oynayarak kazanamazsınız. Bazen kötü oynarken de üç puanı almak ve skoru büyütmek çok değerlidir. Gecenin en olumlu tarafı buydu. Doğru bir tespit; ancak her rakip Rizespor kadar cömert olmayabilir.