Aydın, Afyon ve İzmir belediye başkanlarının AKP’ye transfer olmalarında, AKP’nin kendilerine yönelik tehditlerinin ve şantajlarının etkili olduğuna dair iddialar medyada yer aldı. Bu iddialar doğruysa, bu hem tehdit ve şantaj yapanlar hem de bu tehditlere ve şantajlara boyun eğenler açısından utanç verici bir durumdur!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve birçok başka belediye başkanı mert ve cesur bir delikanlı ve insan gibi uzun bir süredir hapiste yatarken ve duruşlarından hiçbir taviz vermezken, bazı belediye başkanlarının tel tel dökülmeleri utanç vericidir!
Ancak bazı siyasetçilerde ve belediye başkanlarında utanma duygusu diye bir şeyin kalmadığı da anlaşılmaktadır. AKP’ye transfer ve rozet takma törenlerinde, transfer edenler de transfer olanlar da kameralara sırıtarak poz vermektedirler, bayraklar sallamaktadırlar, sanki olağan bir olay gerçekleşiyormuş gibi davranmaktadırlar, bu transferle övünmektedirler ve bir zafer kazanmış havası estirmektedirler!
Sanki bir futbol takımı parayı bastırarak bir futbolcuyu transfer etmektedir! Oysa burada olup biten, halkın oylarının yok sayılmasıdır! Kameraların önünde halka hakaret edilmektedir, halka kazık atılmaktadır! Halka hakaret etmek, halka kazık atmak bir zafer gibi kutlanabilir mi?!
Örneğin İzmir halkı Cemil Tugay’a AKP’ye geçmesi için mi oy vermiştir?!
Türkiye’de siyasal çürüme doruk noktasını yaşamaktadır. Bu dönemden daha beter bir dönem Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman yaşanmamıştır!
Bu durumdan kuşkusuz ki transfer olan fırıldakları aday gösteren siyasetçiler ve yöneticiler de sorumludur!