Fuar güzel gidiyor. Kitaplar var, nasıl gitmesin ki? 3 Ekim’de başlayan Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı, 11 Ekim’e kadar arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde yedi ülkeden yazarı ağırlıyor.
Okumanın psikolojik etkilerini yalnızca rahatlama ve teselli üzerinden anlatmak eksik kalır. Kafka, bir arkadaşına yazdığı mektupta bir kitabın “içimizdeki donmuş denize inen bir balta” olması gerektiğini söyler. Ona göre bizi yalnızca mutlu eden kitaplara pek ihtiyacımız yoktur; bizi sarsan, yerimizden oynatan kitaplara ihtiyacımız vardır.
İyi bir kitap bazen huzursuz eder. Doğru bildiğimiz bir şeyi sorgulatır, kaçtığımız bir duyguyla yüzleştirir. Bu rahatsızlık da psikolojik açıdan değerli. Çünkü insanın değişmesi çoğu zaman küçük bir sarsıntıyla başlar. Okumanın duygusal etkisi en güçlü hâliyle çocuklukta görülür. Yatmadan önce anne ya da babasının sesinden masal dinleyen bir çocuk için o an yalnızca bir hikâye dinlemek değildir.
Güvende olmanın, sevilmenin, birinin kendisine vakit ayırmasının deneyimidir. Pek çok yetişkinin kitapla kurduğu sıcak bağın kökünde, böyle bir sesin hatırası yatar. Ben de bugün bir kitabı açtığımda, bazen o sesin yankısını duyar gibi olurum.
Bedenimize bakmayı, spor yapmayı, sağlıklı beslenmeyi artık önemsiyoruz. Ama iç dünyamızın bakımını çoğu zaman ihmal ediyoruz. Bütün bunları yan yana koyduğumda şunu görüyorum: Kitap, bu bakımın en eski ve en sade araçlarından biri. Zihni yatıştırır, duyguları adlandırır, başkalarını anlamayı kolaylaştırır, bizi yalnızlıktan çıkarır, gerektiğinde de sarsıp uyandırır.
Size küçük bir ricam var: Kocaeli’deki fuarda raflar arasında dolaşırken yalnızca “Bu kitaptan ne öğrenirim?” diye sormayın. Bir de şunu sorun: “Bu kitap bana ne hissettirecek?” Bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz kitap, bize en çok şey öğretecek olan değil, bizi en iyi anlayan kitaptır.