Bazı insanlar yaşadıkları dönemin tanığı olmakla kalmaz, o dönemin mücadelesinin de bir parçası olurlar. Yıllar geçer, koşullar değişir, mücadele başka bicimler alır ama onların ilkeleri değişmez. Alp Selek böyle bir hukukçuydu.
Onu uğurlarken yalnızca 96 yıllık bir ömrün ardından konuşmuyoruz. Ülkemizin sosyalist mücadele tarihinin, işçi sınıfının hak arayışının ve savunma mesleğinin içinden geçmiş uzun bir mücadele hayatını uğurluyoruz. Alp Selek’in yaşamı Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasal kırılmalarla ve toplumsal mücadelelerle iç içe geçti. O, bu tarihin yalnızca tanığı olmadı. Her koşulda sorumluluk üstlendi, mücadele etti ve inandığı değerlerin gereğini yerine getirdi.
Alp Selek’in sosyalist kimliği de bu mesleki duruşundan ayrı değildi. Hayatı boyunca sosyalist hareketin gelişmesi için sorumluluk üstlenmesi, yaşamının temel çizgisini oluşturdu. İşçi sınıfının mücadelesinde, sendikal hakların savunulmasında ve siyasi nedenlerle yargılananların yanında durmasında, inandığı değerleri hayatın dışında tutmayan bir hukukçunun tutarlılığı vardı.
Şüphesiz sosyalist hareketin tarihi yalnızca örgütler, partiler ve siyasal dönüm noktaları üzerinden yazılamaz. Bu tarihin içinde, davalara giren, hak ihlallerinin karşısında duran, baskı dönemlerinde mesleklerini ve ilkelerini korumaya çalışan insanların emeği de var. Alp Selek’in hayatı bu emeğin önemli bir parçası olarak hatırlanacak.