Yalçın Karatepe: Mağdurların parasını ödemekle sorumlulardan hesap sormak birlikte yürümeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Vatandaş kendi parasının ne zaman ödeneceğini soruyor. Eski ve mevcut bakanlara ise hangi işlemi, ne zaman, hangi koşullarda yaptıkları soruluyor. İktidar her iki soruya da cevap vermek zorunda.

Bu iki taraf arasındaki mesafe yalnızca parayla ölçülmez. Bilgiye, karar vericilere ve kamu gücüne erişimde de büyük bir eşitsizlik vardır. Denetimin görevi, bu eşitsizliğin ekonomik ayrıcalığa dönüşmesini önlemektir.

Bu nedenle “Herkes yatırım yapabilir” cevabı yetmez. Tartışılan, yatırım yapma hakkı değil; ayrıcalıklı işlem bulunup bulunmadığı, kamu ya da siyasi görevi nedeniyle edinilen bilginin kullanılıp kullanılmadığı ve denetimin herkese aynı biçimde uygulanıp uygulanmadığıdır.

Küçük tasarruf sahibinin alacağı kuruşu kuruşuna hesaplanırken, siyasi güç sahiplerinin işlemleri belirsiz bırakılamaz.

SPK hangi işlemleri ne zaman incelediğini, kendisine ulaşan uyarılara nasıl karşılık verdiğini açıklamalıdır. Ekonomi yönetimi, tasfiye sürecini yönetirken yetki sahibi olup buraya nasıl gelindiği sorulduğunda seyirci konumuna geçemez.

Yeni kanun hazırlamak, mevcut yetkilerin nasıl kullanıldığının hesabını ortadan kaldırmaz.

Mağdurların parasını ödemekle sorumlulardan hesap sormak birlikte yürümelidir. İnsanların acil ihtiyaçları, siyasi soruların ertelenmesine gerekçe yapılamaz. Kimse birikimine kavuşabilmek için gerçeği öğrenme hakkından vazgeçmek zorunda değildir.

On bin liranın hesabını küçümsemeyin. O hesabın içinde emek, ertelenmiş ihtiyaçlar ve gelecek kaygısı var. Kamu gücünün kimin için ve ne zaman harekete geçtiği de var.

İnsanların parasını ödeyin. Ama bunu bir kurtarıcı hikâyesine çevirmeyin.

Vatandaşın parasına kavuşması, iktidarın aklandığı anlamına gelmez.

Küçük tasarruf sahibine parasını, kamuoyuna da vurgunun hesabını verin.

Yalçın Karatepe’nin yazısı