Nuray Sancar: Türkiye burjuvazisi ve temsilcileri ABD'nin yıkıcı planlarının lideri olmaya son derece hevesli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye Suudi Arabistan’a neden asker göndermek ister? Sadece ABD istediği için mi?

Pek öyle sayılmaz. Bir süredir geçen yüzyılın başından bu yana Yemen’de savaşırken talan edilen Hicaz demir yolu hattının güncellenmesi ve ‘kurtarılmış’ bir Babülmendep’ten işleyen ticaretin kara yolu uzantılarının yeniden inşası ve mümkünse kontrolü için aday Türkiye. Boğaz girişi ABD-İsrail müdahalesiyle Somali’nin bir bölümüne Somaliland adı yakıştırılarak el konulmasıyla güvenceye alındı. Ne var ki Somali’ye uzun süredir ilgisini esirgemeyen Türkiye yönetimi Somaliland’da üslenen İsrail tarafından bir tehdit olarak görülüyor.

Enerji ve ticaret yolları, fosil yakıtlar, tedarik zincirleri, ham madde kaynakları, mal akışı bakımından bölgedeki kıymetli güzergah üzerinde yürütülen paylaşım savaşları bağlamında ülkenin stratejik konumunu metalaştıran ve pazarlayan Türkiye burjuvazisi ve temsilcileri ABD’nin yıkıcı planlarının bir parçası hatta lideri olmaya son derece hevesli. Mekke Anlaşması’nı da müstakbel Ortadoğu NATO’sunun bir çekirdeği olarak görüyor. Ve burada da bir 5. madde varmış gibi davranılıyor.

Oysa Türkiye’nin stratejik konumu kuzeyden-Karadeniz’den gelen; bazen Rus bazen Ukrayna menşeli İHA’ların hedefinde ve yakın bir zamanda yönetilemez hale gelmeye açık. 20. yüzyılın siyasal konjonktüründe mümkün olan denge siyasetinin yerini bile bile kendini iki ateş arasına atmak alıyor. Ticaret savaşlarında her şey bir meta olunca stratejik konum bu savaşın bir parçası oluyor çünkü.

ABD emperyalizminin çıkarlarına her gün biraz daha bağlanan bir ülkenin kendi bağımsızlığını önceleyen bir güvenlik stratejisi oluşturması mümkün değil. Ancak kendisine çizilen sınırlar içinde hareket edebilir ve bunu içeriye bir başarı olarak pazarlayabilir: Silah sattık, en iyi biz savaştık…

Nuray Sancar’ın yazısı