Anne Carson, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığını mutfağı süpürürken öğrenmiş

2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Kanadalı 76 yaşındaki yazar Anne Carson, ödülü kazandığını çalan telefonları birbiri ardına kapatıp mutfağın zeminini temizlemekle uğraşırken öğrenmiş.

Fotoğraflar: @NobelPrize / X

Carson şiir, deneme, roman ve eleştiri üreten; aynı zamanda akademisyen ve filolog kimliğiyle de bilinen bir yazar. Türkçe’ye çevrilen iki eserini Türkiye’de Metis Yayınları basıyor. Bunlar ‘Kocanın Güzelliği’ ve ‘Kırmızının Otobiyografisi’.

Nobel Edebiyat Ödülü bu yıl ‘gelenekle eğlenceli bir diyalog içinde, çağdaş edebiyat için yeni biçimler yaratan cesur ve yaratıcı eserleri’ nedeniyle Carson’a verildi.

Nobel Ödülleri’nin sosyal medyasından Carson’ın İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te ödülü haber aldığı andan bir fotoğraf ve sonrasında yapılan bir diğer telefon görüşmesinin kaydı paylaşıldı.

Paylaşılan telefon kaydına bir noktada Carson’ın eşi de dahil oluyor, hatta Carson gelen telefonları kapattığı için bu haberi almasını sağlayan kişinin kendisi olduğunu da söylüyor. Yazarsa ödül haberinden ‘çılgınca’ diye bahsediyor. Ancak nasıl kutlayacağı sorulduğunda, ormanda yürüyeceğini söylüyor.

‘Sadece bu parayı nasıl dağıtabileceğimizi düşünüyoruz’

Nobel komitesi yetkilisi Jenny Rydén ile Carson arasındaki telefon görüşmesi şöyle:

Jenny Rydén: Merhaba, ben Nobel Ödülü’nden Jenny Rydén.

Anne Carson: Ah harika, tamam oldu, buyurun.

Jenny Rydén: Tamam, çok teşekkürler. Öncelikle, tebrik ederim.

Anne Carson: Teşekkürler. Epey çılgınca.

Jenny Rydén: Şu an nasıl hissediyorsunuz ve haberi nasıl aldınız? Bizim için ortamı biraz anlatabilir misiniz lütfen?

Anne Carson: Kraker yiyip çay içiyordum, pek dramatik bir şey yok. Hala sabah saatleriydi, bu yüzden sadece mutfakta oturup The London Review of Books okuyor ve çay içiyordum. Sonra yerlerin süpürülmesi gerektiğini fark ettim, kalkıp işe koyuldum ve sonra sürekli kapatıp durduğum tüm bu telefon aramaları geldi, çünkü, telefon çaldığında hep kapatırım.

Anne Carson’ın eşi: Ben… Ben eşiyim, bana borçlusun çünkü o numarayı geri aramanı sağlayan kişi bendim.

Anne Carson: Evet, telefona o baktı, telefona o cevap verdi. Ben genelde telefonu kapatırım, o açtı ve sonra bana geri arattı. Bu biraz delice geliyor. Bence hepiniz delisiniz.

Jenny Rydén: Neden böyle çılgınca ve delice geliyor? Bunu beklemiyor muydunuz?

Anne Carson: Yani Allah aşkına, kim böyle bir şeyi bekler?

Jenny Rydén: Evinizde olduğunuzu söylediniz, neresi orası?

Anne Carson: Reykjavik’te, deniz kenarında… Arktik Denizi’ne bakıyor. Sizin için pek dramatik olamadım, kusura bakmayın. Burada sıradan bir gün işte.

Jenny Rydén: Bu Nobel Ödülü’nün sizin için ne anlama geldiği üzerine hiç düşündünüz mü?

Anne Carson: Hayır, düşünmedim. Sadece bu parayı nasıl dağıtabileceğimizi düşünüyoruz. Evi olmayan bir arkadaşımız var, bir de, biz her zaman Sınır Tanımayan Doktorlar’a çokça bağış yaparız.

Jenny Rydén: Bu beklenmedik haberi nasıl kutlayacaksınız?

Anne Carson: Dışarı çıkıp ormanda yürüyeceğiz, dürüst olmak gerekirse böylece telefonlara cevap vermek zorunda kalmayız. Ve sonra sessizliği dinleyeceğiz.

Jenny Rydén: Harika. Bir yazar olarak sizden ve eserlerinizden bahsedecek olursak, sizi belki de çok iyi tanımayan biri için yazar kimliğinizi nasıl tanımlarsınız?

Anne Carson: İstem dışı. Bunu ‘istem dışı’ diye tanımlardım. Her zaman başka bir şey yapmaya çalışırken olan bir şey.

‘Ortadan başlamak’ ve Homeros

Jenny Rydén: Sizi çok iyi tanımayan ve kitaplarınız, çalışmalarınız hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen birine nereden başlamasını önerirsiniz?

Anne Carson: Bilmiyorum, herhangi bir yerden işte. Çoğu insan ‘Kırmızının Otobiyografisi’ni okuyor; bilmiyorum, herhalde daha erişilebilir geliyor.

Jenny Rydén: Başlamaktan bahsetmişken, yeni bir kitap projesine başladığınızda nasıl işe koyulursunuz ve yazma süreciniz nasıl görünür?

Anne Carson: Ortadan başlamak. Tek kuralım bu.

Jenny Rydén: Nasıl yani?

Anne Carson: Yani, bundan ne anlam çıkarırsanız çıkarın, ortayı bulun ve oradan başlayın.

Jenny Rydén: İlham aldığınız, başvurduğunuz ilham kaynaklarınız var mı?

Anne Carson: Homeros.

Jenny Rydén: Klasikler alanında öğretmensiniz ve bu hikayelerin çoğunu daha modern bir bağlama oturtmak için kullandınız. Sizce bu neden günümüz insanı için geçerli?

Anne Carson: Geçerli değil. ‘Geçerli olmakla’ ilgilendiğimi sanmıyorum. Bizim onlar için geçerli olmamızla ilgileniyorum.

Jenny Rydén: Can sıkıntısından kaçınmanın sizin için önemli olduğunu söylediğinizi okumuştum. Neden böyle?

Anne Carson: Yani, kimse sıkılmaktan hoşlanmaz, değil mi? Siz kaçınmaz mısınız?

Jenny Rydén: Sizce bu sizin için neden bu kadar önemli?

Anne Carson: O kadar da önemli değil, sadece gün içinde bir sonraki adımda ne yapacağıma dair bir ölçüt; bilirsiniz, yeri süpürmek, Homeros okumak… Çoğu zaman can sıkıntısından kaçınma meselesi. Hayat sıkıcıdır.

Jenny Rydén: Öyle mi düşünüyorsunuz?

Anne Carson: Yani, onunla bir şey yapmadığınız sürece.

Jenny Rydén: Bu harika bir tavsiye. Peki, yazar olmak isteyen birine vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Anne Carson: Yok. Yine aynısı: Ortadan başlayın.

Jenny Rydén: Arka planda telefonlarınızın çaldığını duyabiliyorum. Zaman ayırdığınız için çok çok teşekkür ederim. Tekrar tebrikler.

Anne Carson: Çok teşekkür ederim.

Jenny Rydén: Tamam, şimdilik hoşça kalın.

Anne Carson: Hoşça kalın.

Anne Carson kimdir?

Anne Carson eserlerinde çoğunlukla Antik Yunan dünyasından temalara, metinlere ve mitlere yer veriyor.

Yazarlık kariyerinin yanısıra Klasik Filoloji profesörü olan Carson, Antik Yunan edebiyatı üzerine verdiği derslerle de tanınıyor.

1950’de Kanada’nın Toronto kentinde doğan Carson, Klasik Filoloji alanındaki doktora tezini 1981’de ‘Odi et Amo Ergo Sum (‘Nefret ediyorum ve seviyorum, öyleyse Varım)’ adıyla yayınladı.

Daha sonra bu çalışmayı ‘Eros the Bittersweet’ adlı denemeye dönüştürdü. Bu denemede, sonraki yazarlığını şekillendirecek olan arzuya ilişkin pek çok düşünceyi geliştirdi.

Pek çok okur için ‘Autobiography of Red: A Novel in Verse (Kırmızının Otobiyografisi)’ eseri bir başlangıç noktası olarak biliniyor.

Antik Yunan şairi Stesikhoros’un parçalar halinde günümüze ulaşan ‘Geryoneis’ adlı şiirinden esinlenen eser, Herakles’in öldürdüğü kırmızı kanatlı canavar Geryon’u, kanatları olan eşcinsel bir genç olarak yeniden tasavvur ediyor. Geryon, Herakles’e aşık oluyor ancak kalbi kırılmış bir halde terk ediliyor.

Béla Tarr’ın yakın dostu: Nobel Edebiyat Ödülü sahibi László Krasznahorkai kimdir?

Nobel Edebiyat Ödülü Macar yazar László Krasznahorkai’ye verildi