Mustafa Durmuş: Emek sarf etmeden para kazanmanın cazibesi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Aslında, 23 yıldır ülkeyi yöneten neo-liberal/siyasal İslamcı zihniyetin ülkeyi, kurumları ve insanımızı ne hale getirdiğinin ibretlik bir tablosu ile karşı karşıyayız. Öyle ki, haramdan ya da kul hakkı yemekten korktuklarını söyleyen bu insanlar, haramın en büyüğünü yemekten hiç korkmamışlar ki yüzbinlerce insanın birikimini hortumlamakta hiçbir sakınca görmemişler.

Diğer yandan, “mağdur” olarak tanımlanan 450 binden fazla yatırımcının önemli bir kısmı; yaşam standardını devam ettirebilmek için finansal piyasalara yönelen, aynı zamanda emek sarf etmeden parasını büyütmek isteyen yatırımcılardan oluşuyor. Belli ki onlar da emek sarf etmeden para kazanmanın dayanılmaz cazibesine kapılmışlar.

Çalışarak, alın teri dökerek kazanılan para ile emek sarf etmeden elde edilmiş büyük çaptaki servetten kazanılan para aynı mıdır?

“Fon vurgunu” ortaya çıktığından bu yana yapılan değerlendirmelerde ve konuya ilişkin tartışmalarda eksik bırakılan ya da bilinçli olarak üstü örtülen soru aslında tam da budur.

Bakın ünlü Amerikalı dolar milyarderi W. Buffett servetten para kazanmayı, nasıl meşrulaştırıyor: “Uyurken para kazanmanın bir yolunu bulamazsanız, ölene kadar çalışırsınız.”

Yani Buffett’e göre, para sizin için çalışırsa, siz çalışmaksızın çok daha fazla para kazanabilirsiniz. Ancak, tipik bir ücretli gibi, siz para için çalışırsanız, ölene kadar çalışmak zorunda kalırsınız. Oysa insanlar günde sadece belli saatler çalışabilirler. Buna karşılık, finansal piyasaya yatırım yaptığınız sürece, para 7/24 sizin için çalışmaya devam edebilir. Yani siz uyurken dahi servetinizi katlayabilirsiniz.

Gerçekten de öyle: AKP eski genel başkan yardımcısı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi başta olmak üzere, büyük paraların sahipleri rahat yataklarında uyurken devasa bir servetin sahibi olmadılar mı?

Mustafa Durmuş’un yazısı