Beyza Özel: İklim değişikliği sofradaki besin değerini de dönüştürüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir tohum toprağa düştüğünde yalnızca bir bitkinin değil, bir besin zincirinin de başlangıcı. O tohumun geleceğini toprağın canlılığı, suyun varlığı ve mevsimlerin dengesi belirliyor. Ancak bu kadim döngü değişiyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve düzensiz yağışlar yalnızca üretimin miktarını değil, gıdanın niteliğini de etkiliyor.

Başka bir deyişle iklim değişikliği tarladaki ürünü değil, sofradaki besin değerini de dönüştürüyor. Dolayısıyla geleceğin gıda meselesi yalnızca “Yeterince gıda üretebilecek miyiz?” sorusu olmayacak. Asıl soru: Ürettiğimiz gıda bizi ne kadar besleyecek?

Beslenme Uzmanı ve FAO Gıda Şampiyonu Dilara Koçak ve İç Hastalıkları ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Pınar Balcı Kaya bu bağın bir halk sağlığı meselesi olduğunu söylüyor. Dilara Koçak; “Toprak sağlıklı değilse yetişen bitki de sağlıklı olmuyor. Su kaynakları azalıyor ya da kirleniyorsa tarımsal üretim etkileniyor. İklim kaynaklı hava olayları ile birlikte bitkilerin büyüme döngüsü değişiyor. Sonuçta tüm bu değişimler soframıza kadar ulaşıyor” diyor.

Araştırmalar özellikle protein, demir, çinko ve bazı B vitaminleri açısından risklere işaret ediyor. Buğday ve pirinç gibi temel tahıllarda protein ve mineral kayıpları daha belirgin görülebilirken, sebze ve meyvelerde antioksidan bileşiklerde değişimler meydana gelebiliyor.

Burada karşımıza “gizli açlık” tanımı çıkıyor: Kişi gerektiği kadar hatta belki fazla kalori alıyor ama vücudunun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri yeterince alamıyor. Koçak, “Daha düşük besin yoğunluğu, gizli açlık olarak tanımladığımız vitamin ve mineral yetersizliklerini artırabilir” diyor. Bu konuda özellikle çocuklar, hamileler ve yaşlılar daha hassas.

Beyza Özel’in yazısı