Ahmet Taşgetiren: Pek çok Müslüman, Kur'an ayetlerinin gerçekte kime hitap ettiği konusunda tereddüt yaşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün günlerden cuma. Cuma namazı var. Hutbede ne anlatılır bilmiyorum. Şu sıralar pek çok Müslüman, Kur’an ayetlerinin gerçekte kime hitap ettiği ya da kimlerden bahsettiği konusunda derin tereddütler yaşıyor.

Ülkemizde, “muhafazakâr” diye de tanımlanan belki “dindar” kapsamında da değerlendirilecek insanların, hatta 25 yıldır ülkeyi yönetme konumunda olan insanların, dini açıdan da “Günah” diye tanımlanacak bir takım işler içine girmiş olmaları durumu, inanç – insan ilişkileri açısından da tartışma konusu oluyor.

Sürecin en “sembolik” simasının, “başörtülü bir siyasetçi” olması da tartışmanın eksenini oluşturuyor. Erkeklerde hangi niyetle bırakıldığı anlaşılamayah “sakal”ı göz ardı edersek, başka “islâmî sembol” bulunmuyor ama onlar da kimliklerini, alavere – dalavere ile edinilmiş özel uçaklarla umre – hac ibadeti (!) yaparak ortaya koyuyorlar.

Bakıyorum, birçok insan, “muhafazakâr” olarak tanınan birilerinin yapıp ettiklerinden yola çıkarak “Bu adamda Allah korkusu yok mu? Bu adam ahirete inanmıyor mu?” diye soruyor.

Adaletsizliklere bakıyor, haram yemelere, kul hakkına riayet etmemelere bakıyor, fütursuzca çalıp – çırpmalara bakıyor ve soruyor: Bu adamlar mı cennete girecek?

Kim bilir belki de bu adamlar kendilerine sormalı: “Ben bu hayatı Allah’ın huzurunda savunabilir miyim?” Eğer o duyarlılık kaldıysa, süreçler içinde zihnin taa derinliklerinde bir yerlerde kaybolmadıysa…

Kur’an’da pek çok ayet “Ey inananlar” diye başlar ve “Şu adamlar gibi olmayın!” diye devam eder. “Şu adamlar” aslında kişilik tiplerini temsil eder. Ortalık “şu adamlar”a dönüşenlerden geçilmiyorsa bu kim için bir alarmdır!?

Ahmet Taşgetiren’in yazısı