Sedat Başkavak: Çukurova'da çiftçinin durumu kötü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çukurova deyince akla tarım gelirdi. Çırçır fabrikaları, pamuk tarlaları, buğday tarlaları, narenciye (turunçgil) bahçeleri, zeytinlikler, üzüm bağları gelirdi. Bugün Çukurova denilince mandalina ve limon ağaçlarını kesen, pamuktan para kazanamadığı için vazgeçtiğini söyleyen, üzümü dalda kalıp maliyetinin altında satmak zorunda kalan, buğdaya emeğinin karşılığını alamayan, kilosuna 5 lira verildiği için toplamayıp şeftalisi yere dökülen köylüler konuşuluyor.

Ülke geneli 5,5 milyon ton turunçgil üretiliyor. Üretilen portakalın yüzde 60’tan fazlası, mandalinanın neredeyse yüzde 90’ı, Limonun yüzde 93’ü, greyfurtun yüzde 96’sı Çukurova’da üretiliyor.

Yaşar Kemal’in “Sarı Sıcak” öyküsü Çukurova’nın kavurucu sıcağı altında, ağanın buğday tarlasında çalışan ırgat Osman’ın yaşadığı zorluğu anlatıyordu. Şimdilerde ırgatlığın alası mevsimlik tarım işçiliği olarak devam ediyor. Ağalar tüccar, sanayici, ihracatçı oldular. Çiftçiler de bu kalantorlara hammadde sağlamak üzere borçlanarak üretim yapan sözleşmeli köleler durumuna geldiler.

Çukurova buğday hasadına ilk başlayan ve fiyatın ilk açıklandığı yerdir. Fakat ülke buğday üretiminde ilk 10 il arasında Çukurova’dan giren il kalmamış. AKP çiftçinin 20 lira üzeri fiyat beklediği buğdayı, TMO’nun 16,5 liradan alacağını açıkladı. Ceyhan ticaret borsasında 14,8 ile 15,9 lira arasında fiyat veriliyor.

Çukurova köylüsü limon dikti para etmiyor, bağ yaptı üzümü alan yok, şeftali dalında kaldı, pamuk, ayçiçeği para etmiyor. Araba değil, traktör lüks oldu. Kontağı çevirmek yeni borçlar demek oluyor. İthalat baskısı belini büküyor, her yıl bir sonrakine umut bağlıyor ama her yıl bir öncekini aratıyor.

Sedat Başkavak’ın yazısı