Kalabalık gelmeden gitmelik: 2026'nın en iyi 10 seyahat rotası

Popüler seyahat rotaları kalabalıktan geçilmiyor. Neyse ki ‘ölmeden önce görülmesi gereken’ benzer manzaraları sunan başka rotalar var. 

Fotoğraf: abhijeet nadkarni/Unsplash

Bu rotaların adı havalimanlarında ve turizm şirketlerinin afişlerinde giderek daha sık geçiyor. Fakat fotoğraf çekmek ya da görülmesi gereken yerlere ulaşmak için kalabalıkları aşmanız gerekmiyor. Henüz. 

Dahası, bazı ülkeler bu dengeyi bir devlet politikasıyla koruyor. Örneğin Butan aşırı turizmin önünü almak için gecelik ‘Sürdürülebilir Kalkınma Ücreti’ alarak ziyaretçi sayısını kontrol etmeye çalışıyor. 

Listede yılda bir kez turistlere kapısını kapatan bir takımada da var, tarihi merkezine arabaların giremediği bir Avrupa başkenti de, Roma’dan yaşlı bir Kafkas kenti de…

Quartz haber sitesi hala ‘turist istilası’na uğramamış 10 seyahat rotasını listeledi.

Arnavutluk kıyısı: Amalfi fiyatı yok, Adriyatik manzarası var

Fotoğraf: Adventure Albania/Unsplash

Arnavutluk Rivierası, Vlorë’den güneyde Sarandë’ye kadar uzanıyor. Adriyatik ve İyon Denizi kıyılarının turkuazı ve dağ manzarası var ama fiyatlar İtalya, Hırvatistan ya da Yunanistan’ın çok altında. 

Ksamil gibi kasabalar Korfu’nun tam karşısında. Öyle ki Yunanlar daha ucuz yemek ve daha tenha plajlar için şimdiden günübirlik karşıya geçiyor.

Ayrıca iç kesimlerde UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan başlıbaşına gezi planlamaya değecek iki kent var. 

Gjirokastër, dik bir yamaca tırmanan arduvaz çatılı Osmanlı evleri nedeniyle ‘taş şehir’ diye anılıyor. Berat ise nehir boğazı boyunca sıralanan beyaz Osmanlı evleriyle ‘bin pencereli şehir’ lakabını taşıyor.

Arnavutluk’ta yemek, otel ve araç kiralama masrafları Hırvatistan Dalmaçya kıyısındaki yaz sezonu fiyatlarının yarısından bile az. 

Özbekistan’ın İpek Yolu kentleri

Fotoğraf: Hans-Jürgen Weinhardt/Unsplash

Semerkant, Buhara ve Hive kentleri İpek Yolu’nun mihenk taşı. 

Çin’i Akdeniz’e bağlayan bu ticaret ağı bin yılı aşkın süre ayakta kaldı. Semerkant’taki Registan Meydanı’nı turkuaz ve altın mozaik kaplı üç çinili medrese çevreliyor. 

Buhara’da eski dar sokaklar, kubbeli çarşılar ve minareler neredeyse olduğu gibi korunuyor.

Üçünün en küçüğü ve en ücrası Hive’yse neredeyse bütünüyle surların içine sığıyor. Bu surlu kent başlıbaşına bir müzeye benziyor.

Başkent Taşkent’ten Semerkant’a ve Buhara’ya hızlı trenle gidilebiliyor.

Butan

Fotoğraf: Peng Lim/Pexels

Güney Asya’da, Doğu Himalayalar’daki küçük krallık Butan, yabancı ziyaretçilerden gecelik 100 dolar ‘Sürdürülebilir Kalkınma Ücreti’ alıyor. Bu ücret Ağustos 2027’ye kadar geçerli olacak. Ayrıca bir kerelik 40 dolarlık vize ücreti ödeniyor. 

Butan ‘yüksek değer, düşük etki’ diye bilinen turizm politikasıyla ziyaretçi sayısını sınırlıyor. 

Bu ücret vatandaşların ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerini finanse ediyor. Ayrıca Butan’ı dünyada saldığından daha fazla karbon emen sayılı ülkelerden biri yapan orman koruma faaliyetlerini destekliyor. 

Kosta Rika’nın Osa Yarımadası

Fotoğraf: Costa Rica Drone Tours/Pexels

Kosta Rika’nın güney Pasifik kıyısındaki ücra Osa Yarımadası’nın büyük bölümünü kaplayan bir milli park var: Corcovado Ulusal Parkı. National Geographic bu bölgeyi ‘dünyanın biyolojik bakımdan en zengin yeri’ diye nitelemişti.

Ufak kara parçası, dünyadaki biyolojik çeşitliliğin tahminen yüzde 2,5’ini barındırıyor. Kosta Rika’daki tüm türlerin neredeyse yarısı bu yarımadada yaşıyor. 

Corcovado Ulusal Parkı ağaç kesimi tehdidine karşı 1975’te kuruldu.

Japonya’nın Tohoku bölgesi: Manzara aynı, kuyruk yok

Fotoğraf: Nguyễn Thanh Tùng/Pexels

Tohoku, Tokyo’nun kuzeyinde, merkezi Sendai olan dağlık bir bölge. Gezginlere Japonya’nın ‘Altın Rota’ diye anılan güzergahıyla özdeşleşen kiraz çiçeklerini, kaplıcaları ve dağ manzaralarını vadediyor.

Japon hükümeti Tokyo veya Kyoto gibi kentlerde yoğunlaşan turizmi başka bölgelere yönlendirmek için Tohoku’yu öncelikli bölge ilan etti.

Japonya, 2025’te rekor yabancı turist ağırladı. Gelgelelim geceleme sayılarının yaklaşık dörtte üçü hala yalnızca beş ilde toplanıyor: Tokyo, Osaka, Kyoto, Hokkaido ve Fukuoka. 

Tohoku’nun merkezi Sendai’ye Tokyo’dan Şinkansen’le yaklaşık bir buçuk saatte ulaşılabiliyor.

Slovenya: Merkezine arabaların giremediği başkent Ljubljana

Fotoğraf: detait/Unsplash

Slovenya’nın başkenti Ljubljana 2007’de tarihi merkezine özel araç girişini yasakladı. Böylece tarihi merkez nehir kıyısında yayalara ve bisikletlilere açık bir yere dönüştü. 

Üstelik bu adım ‘arabasız kent merkezi’ fikrinin Avrupa’da yaygınlaşmasından yıllar önce atıldı. 

Avrupa Komisyonu, yürünebilir ve düşük emisyonlu kent planlamasını hedefleyen bu adımı takdir etti ve 2016’da Ljubljana’yı Avrupa Yeşil Başkenti seçti.

Kentteki önemli yerlerin hemen hepsi merkez meydan Prešeren Meydanı’na en fazla 20 dakika yürüme mesafesinde.

Sri Lanka: Antik kalıntılar, çay tarlaları ve plajlar

Fotoğraf: Ákos Helgert/Pexels

Sri Lanka Asya’nın en hızlı büyüyen turizm rotalarından biri. Ziyaretçiler bir haftalık gezide 5’inci yüzyıldan kalma bir kaya kalesine tırmanabiliyor, çay tarlalarının arasından trenle geçebiliyor ve günü hala tenha bir plajda bitirebiliyor.

Bu rotanın en mühim durağı Sigiriya. Yemyeşil bir düzlükte 200 metre yükselen devasa bir kayada antik kale ve saray var.

Ziyaretçiler iki dev aslan pençesi heykelinin yanından geçerek taş merdivenleri tırmanıyor. Kayalara boyanmış kadın freskleri hala görülebiliyor. Sigiriya 1982’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Faroe Adaları: Her yıl bir hafta sonu ziyarete kapısını kapatan takımada

Fotoğraf: Maksim Smirnov/Pexels

Kuzey Atlantik’te İzlanda’yla Norveç arasındaki Faroe Adaları, Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge. Her yıl bir hafta sonu en çok ziyaret edilen doğal alanların bir bölümünü turistlere kapatıyor. 

‘Bakım nedeniyle kapalı’ adlı bu programda gönüllü gezginler ücretsiz yemek, konaklama ve ada içi ulaşım karşılığında adalılarla yürüyüş yollarını onarıyor, seyir noktaları inşa ediyor ve tabelalar dikiyor.

Yani Faroeliler turizmi doğrudan kısıtlamak yerine doğayı korumayı bir etkinliğe dönüştürüyor. 

Faroe Adaları’nı seyahat rotası seçmeye değer kılan da el değmemiş gibi görünen doğanın güzelliği.  

Puglia: Ucuz bir Toskana 

Fotoğraf: Krzysztof/Unsplash

Puglia, çizme şeklindeki İtalya’nın topuğunu oluşturuyor. Bölgede ‘trullo’ denilen konik çatılı, beyaz badanalı göz alıcı taş evler var. 

Büyük bölümü Alberobello kasabası ve çevresinde bulunan asırlık mimari yapılar, bölgenin kültürel ve turistik mirasının önemli bir parçası. UNESCO, Alberobello’yu 1996’da Dünya Mirası Listesi’ne aldı. 

Trullolar bugün özel konutlar ve küçük oteller olarak kullanılıyor. 

Puglia’da kimi 2 bin yıllık 60 milyondan fazla zeytin ağacı var. İtalya’nın zeytinyağı üretiminin neredeyse yarısı buradan karşılanıyor.

Ayrıca Avrupa Birliği’nin korumaya aldığı ilk ekmek Pane di Altamura yalnızca bu bölgenin buğdayından yapılıyor.

Ermenistan: Roma’dan yaşlı başkenti yeni yeni keşfediliyor 

Fotoğraf: Павел Хлыстунов/Pexels

Ermenistan’ın başkenti Erivan, MÖ 782’de Erebuni Kalesi olarak kuruldu. Dolayısıyla Roma’dan eski ve dünyanın kesintisiz yerleşim gören en eski kentlerinden biri.

Ermenistan son yıllarda bir turizm merkezi olabilmek için altyapı projelerine ve yatırımlara ağırlık veriyor. 

Erivan’a 35-40 kilometre uzaklıktaki Kotayk ilinde kayalıklarla çevrili bir Orta Çağ manastırı var: Geghard Manastırı.

Manastırın bir bölümü doğrudan dağ yamacındaki dev kayalığın içine oyulmuş. UNESCO pek az dini yapıda rastlanan bu yapım tekniği nedeniyle manastırı 2000’de Dünya Mirası Listesi’ne aldı. 

Seyahat adabına dair kapsamlı rehber

‘Seyahat kaşıntısı’: Bir gezi bitmeden diğerini planlamak