Zeynep Gürcanlı: Yemen'deki çatışmanın seyri, Ortadoğu'daki ittifakların güvenilirliğini de sınayacak gibi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma, Yemen sınırlarını aşarak Körfez güvenliği, petrol ticareti ve bölgesel ittifakların gerçek kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşüyor.

Suudi petrol altyapısına yönelik tehditler, Kızıldeniz ve Babülmendep’teki riskler ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yarattığı enerji baskısı, Riyad yönetimini aynı anda birden fazla cephede karar vermeye zorlamaya başladı.

Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’ın sıkışmışlığı karşısında sadece destek ve kınama mesajları ile yetiniyor olmaları, Mekke Anlaşması konusunda İsrail’in yaymaya çalıştığı imajı da destekler nitelikte.

Henüz kimsenin anlaşma metnini görmemiş olması, ortada dolaşanın sadece tek sayfalık “niyet beyanı” benzeri bir metin olması da Mekke Paktı’nın gerçekliğini sorgulatır nitelikte.

İran’a karşı savaş başlatarak bölgeyi istikrarsızlaştıran Başkan Trump, ara seçimler yaklaşırken ülkesini geri çekip yaratılan kaosu bölge ülkeleri üzerinden çözmenin peşinde bir görüntü veriyor.

Washington ayrıca petrol üzerinden de küresel gerginliklerde zemin kazanma peşinde gibi;

ABD’nin bölgesel enerji stratejisine ilişkin tartışmaların bir bölümü, Washington’ın amacının yalnızca petrol arzını güvence altına almak değil, Asya ülkelerinin İran ve Suudi Arabistan petrolüne bağımlılığını azaltmak ve Çin’in enerji tedarik kanallarını baskılamak olduğu yönünde. Belli ki İran ve Venezuela gibi yaptırım altındaki ülkelerden Çin’e yönelen düşük maliyetli petrol akışlarının sınırlandırılmasına, Suudi petrol arzının da savaş nedeniyle azalması eklenerek Pekin’in enerji maliyetlerini yükseltmek ve dış tedarik esnekliğini düşürmek amaçlanıyor.

Yemen’deki çatışmanın bundan sonraki seyri, yalnızca Riyad ile Husiler arasındaki askeri dengeyi değil, Ortadoğu’daki ittifakların güvenilirliğini ve enerji düzeninin dayanıklılığını da belirleyecek gibi…

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı