Abbas Güçlü: 50 yıldır sınavların kuyruğuna takıldık gidiyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eğitimde dünden bugüne değişen hiçbir şey yok! 50 yıldır sınavların kuyruğuna takıldık gidiyoruz. Arada bir reform diye sunulanlar ise isim değişikliğinden başka bir şey değil.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “sınavları azaltın” dedikçe sınav sayısı daha da artırıldı, “dershaneleri kapatın” dedikçe dershanelere bağımlılık zirveye ulaştı. Özellikle “minik öğrenciler evlerine en yakın okula yerleştirilsin” dedikçe mahallede gidecek okul kalmaz hâle geldi!..

Ülkemizin dört bir yanını üniversitelerle donatıp yükseköğretime erişimi adil hâle getirin, gençlerimiz meslek ve iş güç sahibi olsun dedikçe diplomalı işsizler kervanına her yıl yeni yüz binler eklendi. Kalifiye ara insan gücü yetiştirmeyi unutup bu sektörleri yabancı çalışanlara terk ettik!

İstediğimiz bu muydu?..

İktidarlar altyapıyı hazırlar, teknokratlar projelendirir, bürokratlar ise uygular. Peki bu noktada görevini en iyi şekilde yapanlar ya da yapmayanlar kimler? Keşke geriye dönük bir muhasebe yapılsa da şapka düşüp kel görünse!..

İnsan gücü planlaması yapmıyoruz, istihdam odaklı eğitimin yanından bile geçmiyoruz, eğitime ayrılan kaynakları heba ediyoruz. En acısı da hataları yapanların da, en ağır eleştirileri getirenlerin de hep aynı isimler olması!..

Sorunları halının altına süpürerek, yeni dayatmalar getirerek, günü kurtararak, bardağın dolu tarafını gösterip boş tarafını saklayarak, yüzde 10’u geçmeyen başarıları sanki geneli yansıtıyormuş gibi bir algı oluşturarak yeni bir yol haritası çizemeyiz. 

Eğitimin iktidarı muhalefeti, öğrencisi öğretmeni, akademisyeni velisi, özeli devleti olmaz. Taşın altına herkes elini koymalı, kapalı kapılar ardında fısıldananlar samimiyetle ortaya konulmalıdır. Yani artık bir anlamda ezber bozmalıyız. Daha güçlü bireyler, daha güçlü devlet, daha güçlü bir gelecek için eğitim, akıl, bilim, liyakat ve planlamadan daha güçlü bir referans olmadığını artık anlamalıyız!

Bu konuda onlarca değil yüzlerce yeni fikir gelebilir, gelmeli de ama önce samimiyet gerekiyor. Bu transformasyonu gerçekleştirebilecek olanlar, bu hataları yapanlar ya da halı altına süpürenler değil; eğitime ideolojik değil pedagojik bakanlar olmalıdır. Nasıl ki anayasa için, barış için, demokrasi için ezber bozan girişimler düşünülüyorsa eğitim için de düşünülmelidir. Çünkü hepsini daim kılacak olan her şeyden önce milli ve manevi değerlerle donatılmış iyi insan, iyi yurttaş yetiştirecek bir eğitim sistemidir de ondan!..

Abbas Güçlü’nün yazısı