İsrail’de ekim seçimleri, Ebu Zuhur’un bombalanmasının bir etkeni olur da Erdoğan-Bahçeli ikilisinin iç cepheyi tahkim hesap ve uygulamaları, İsrail “karşıtlığı”nın etkeni olmaz mı?
İç cephenin güçlendirilmesi yoluyla “milli birlik”in pekiştirilmesi, Saray rejiminin temel bir yönelimi ve bu amaçla gerek muhayyel “emperyalizm karşıtlığı” gerekse “İsrail düşmanlığı” “yerli-millilik” doktrini uyarınca bolca kullanılıyor.
Gazze ve İran saldırılarında enerji başta olmak üzere lojistiğinin sağlanmasına aldırılmadan korkuluk olarak sallanan İsrail’in karşısında birleşilecek “dış düşman” olarak gösterilmesi, en başta, İmamoğlu-Özel muhalefetinin açığa düşürülmesi kadar, bunun da bir kaldıracı olarak kullanılmaya çalışılan Kürt hareketi beklenti içine sokularak muhalefetin bölünmesi ve halkın Saray egemenliğinin devamına ikna edilmesinin bir ihtiyacı olarak beliriyor.
Yoksa paylaşamadıkları şeyler olmasına ve bu nedenle çekişmelerine rağmen iki güçlü Amerikan müttefikinin birbirleriyle kapışacakları düşünülemez. Nitekim gerek Barrack gerekse Trump sık sık bunu vurguluyor.