Devlet ‘’dağdaki teröristleri bitirdik, PKK’yi silahsızlandırdık ve örgütünü dağıttık’’ dediği halde Öcalan’la neden müzakereye devam ediyor? Neden gidip gerillanın elinden silahları kendisi almıyor da, Silahsızlanma ve Siyasallaşma (yani dağdan inme) sürecinin başına, üst kurulun altındaki asıl işlevli olan kurulda baş köşeyi Öcalan’a veriyor? Neden demokratikleşme aşamasına son vermiyor?
Bunun cevabı şudur: Çünkü Öcalan’ın önderliğinde PKK Hareketi’nin ‘’kuvveti’’ ve ‘’yaptırım kuvveti’’ vardır. Karamsarlar, devletin yeni aşamaya geçmeyeceğini düşünüyor. Geçmeyebilir, ama geçmezse bunun ‘’yaptırımı’’ vardır.
Üçüncü Dünya Savaşı’ndayız. Devlet NATO Zirvesi’nde alınan kararlarla kendisini bağlamıştır. Mekke Anlaşması ile İran savaşına, ABD Kongresi’nin Türk devletine sattığı silahları Ukrayna’ya ihraç etmesine izin vermesiyle de Ukrayna savaşına ve Türk devletinin yerleşmeyi düşündüğü askeri hava alanını bombalamasıyla Suriye ve Lübnan savaşına bulaşmanın eşiğindedir.
Devletin bürokratik elitinin aklı başında olanları, Türkiye’nin böyle bir savaşa girmek zorunda kalmasından önce, ‘’iki cephede savaşmamak için’’ PKK ile uzlaşma zorunluluğunu kavradıkları gibi, bu uzlaşma sayesinde 60 milyonluk Kürdistan’la kuracağı ittifak sayesinde savaş dışında kalma imkanını da görmüşlerdir.
60 milyonluk Kürdistan Türkiye ile savaşa girmeme ve demokratikleşme temelinde ittifak kurduğu zaman, arkasına aldığı Türkiye’nin gücüyle diğer üç sömürgeci devleti de savaş dışında kalmaya ve demokratikleşmeye zorlayabilecektir.