Bir sofrayı sadece yemeklerden ibaret düşünmüyorum. Sofranın da bir ritmi, bir dengesi ve hafızası olduğuna inanıyorum. Gündoğan’daki restoranımızda bu düşünceyi mutfağın merkezine koyduk.
Mevsimin, denizin, ürünün ve emeğin kendi ritmini bozmadan; her tabağın içinde bir denge kurmaya, geçmişten gelen lezzetleri bugünün mutfak anlayışıyla yeniden hatırlatmaya çalışıyoruz. Bazı tatlar sadece damağımızda kalmaz.
Bize bir yeri, bir insanı, bir yaz akşamını ya da çocukluğumuzdan kalan sofrayı hatırlatır. Gastronominin hafızayla kurduğu bağ da burada başlar.