Emin olabildiğimiz bir şey var; bu, AKP’nin anayasa değişiklikleri ile “askeri vesayeti kaldıracağız” derken, RTE vesayetinin ve faşist bir icranın oluşturulmasının temel taşlarını atılmış olduğudur.
Kimileri bunu anlayıncaya kadar 5 yıl geçti gitti. Şimdi hep birlikte, adında tam olarak mutabık olmasak da ortakça “tek adam rejimi” denilen, esasında faşizmi devlette ve toplumda en az muhalefete yol açacak biçimde kerte kerte kurumsallaştırmakta olan bir rejimle başbaşa kaldık.
Büyük bir seferberlik halinde başlayan 2013-15 “barış süreci”nde de meğer Reis’in derdi başkan olmak imiş. “Seni başkan yaptırmayacağız” dediği için Selahattin Demirtaş’ı intikam olarak 10 yıldır hapiste tutan RTE’nin bütün derdinin bu olduğu artık herkes için ayan beyandır. Onun idrak edilebilmesi için üzerinden yılların geçip gitmesi, “Cemaat darbe yapacaktı!” senaryosuyla faşizm doğrultusunda pervasız bir kertenin daha aşılması gerekti. Şimdi artık darbe var diyerek gerçekleştirilen karşı darbenin yarattığı olağanüstü hal durumunda yaşamaktayız ve faşist iktidar olağanüstü hal durumunda yapılabilecek olan herşeyi, rakiplerini tutuklayıp, örgütlenmelerini dağıtarak, kaybettiği belediyeleri devlet gücüyle ele geçirerek yapmaya devam etmektedir; işin en kötü tarafı da bunların giderek hayatın normalleri haline gelmesidir. Bu koşulların içerisinde demokrasiye doğru bir adımın nasıl gelişebileceği sağlıklı bir akıl için pek anlaşılır bir durum arz etmemektedir.