Tek doz HPV aşısı dahi yeter

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı üyesi Dr. Nasır Nesanır, HPV aşısı tartışmasında aşının fiyatı ya da kamu bütçesine getireceği yükün değil, çocukların ve gençlerin önlenebilir HPV enfeksiyonlarından ve bunlara bağlı kanserlerden korunmasının merkeze alınması gerektiğini söyledi.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun, HPV aşısının ulusal rutin bağışıklama programına alınmasıyla ilgili tartışmaların bilim insanları arasında sürdüğü ve Türkiye’nin HPV profilinin farklı olduğu yönündeki ifadelerine tepkiler sürüyor.

Fotoğraf: Diana Polekhina / Unsplash

HPV (human papilloma virus) aşıları 20 yıldır uygulanıyor. Yaşa göre iki ya da üç doz yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bağışıklık Uzmanlarının Stratejik Danışma Grubu (SAGE), 2024’de HPV aşı programı için sunduğu önerileri değiştirmişti. SAGE, tek doz aşının, iki doz aşı programından elde edilen sonuçlarla benzer oranda koruma sağladığının anlaşıldığını ilan etti. DSÖ bunun daha fazla kadının aşıya ulaşmasına olanak sağlayarakrahim ağzı kanserinin önlenmesinde ‘oyunun kurallarını değiştirebileceğini‘ söylüyor.

2025 sonu itibarıyla 162 ülke HPV aşısını ulusal programına aldı. Bunların 93’ü tek doz uygulamasına geçti. Geçen yıl dünya genelinde aşılanan 9–14 yaş kız çocuklarının yüzde 85’inden fazlası tek doz aşılandı. Diğer yaşlar içinse iki veya üç doz aşı yapılması önerisi sürüyor.

Toplu alımlarda çok daha ucuz

Halk sağlığı uzmanı Nesanır, “Dolayısıyla soru artık yalnızca ‘HPV aşısı pahalı mı?’ değil. 9–14 yaş grubunda tek doz aşılama stratejisi Türkiye açısından maliyet-etkililik avantajı neden değerlendirilmiyor?” diye sordu.

DSÖ ve SAGE’nin güncel önerileri doğrultusunda 9–14 yaş grubunda tek doz HPV aşısı uygulanmasının aşılama programının doz, lojistik ve maliyet yükünü azaltma potansiyeli taşıyor. Nesanır, “Dolayısıyla Türkiye’de HPV aşısının ulusal programa alınıp alınmayacağı tartışılırken, eski 2–3 dozlu şemalar üzerinden yapılan maliyet hesaplarının yanı sıra güncel tek doz seçeneğinin de dikkate alınması gerekiyor” dedi.

Nasır Nesanır

Maliyet tartışmasında eczane satış fiyatı ile devletin toplu alım fiyatının birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Nesanır şunları söyledi: “Türkiye’de Gardasil 9’un perakende eczane satış fiyatı 1 Nisan 2026 itibarıyla doz başına 5 bin 365 lira. Bu aileye ciddi bir ekonomik yük oluşturabilir.

Ancak devletlerin milyonlarca dozluk kamu alım gücü, eczane fiyatlarıyla aynı değil. UNICEF Supply Division ve PAHO Revolving Fund gibi kamu tedarik mekanizmalarında HPV aşılarının doz başı fiyatları, orta gelirli ülkeler için yaklaşık 4,50–15 dolar bandına kadar düşebiliyor.”

Sağlıkta eşitsizliği derinleştiriyor

Nesanır, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’nin, kamu alım gücünü kullanarak HPV aşısını tüm çocuklar için ücretsiz ve erişilebilir hale getirebilecek bir programı neden hayata geçirmediğini sordu:

“HPV aşısına ayrılacak kaynak, yalnızca bir harcama kalemi olarak değil; çocukların gelecekte önlenebilir bir kanserle karşılaşma riskini azaltan, yaşamları koruyan bir halk sağlığı yatırımı olarak değerlendirilmeli.

Aşısının ulusal programa alınmaması sağlıkta eşitsizliği derinleştiriyor. Aynı ülkede doğan çocukların önlenebilir bir kanserden korunma olanağının ailenin gelir düzeyine göre değişmesi, basit bir finansman tercihi değil, sağlıkta eşitsizlik üreten bir kamu politikası sorunu.”

Erkek çocukları da aşılatıyorlar

HPV’nin 200’den fazla tipi var. İkili aşı tip 16 ve 18 (ikisi kansere en sık sebep oluyor), dörtlü aşı tip 6, 11, 16 ve 18, dokuzlu aşıysa tip 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruyor.

HPV aşısı ayrıca kadınlarda dış genital organlar ve vajina, erkeklerde penis, her iki cinsiyetteyse anal ve orofarenks (ağız boşluğunun arkası) kanserlerinden korunmada da rol oynuyor. Bu nedenle birçok ülke erkek çocuklarını da aşılatıyor. HPV erkeklerden kadınlara bulaşıyor.

Nesanır, Türkiye’nin HPV profilinin bazı ülkelerden farklı olduğu iddiasının bilimsel olarak araştırılması gerektiğini söyledi. Nesanır’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’deki epidemiyolojik çalışmalarda tip 16 en sık görülen yüksek riskli tip olarak öne çıkıyor. 51, 56, 52 ve 31 gibi tiplerin de toplumda ve klinikte dikkat çekici oranlarda bulunduğu gösterildi. Bu yıl içinde yayınlanan bir Türk çalışmasında yüksek riskli HPV pozitif örneklerde;  tip 16 yüzde 32,8, tip 56 yüzde 16,6, tip 51 yüzde 14,3, tip 52 yüzde 11,5, tip 31 yüzde 11 oranlarında saptandı.

Tip 16 ve 18 dünya genelinde kanserlerin yüzde 70’inden sorumlu

Bir toplumda hangi HPV tiplerinin daha sık saptandığıyla, hangi tiplerinin rahim ağzı kanserlerinin ne kadarından sorumlu olduğu aynı şey değil.

Nesanır, “Bu nedenle bakanlığın ulusal HPV-DNA tarama verileriyle doğrudan rahim ağzı kanseri dokularındaki HPV tip dağılımını kamuoyuna açıklaması gerekir. Aynı şekilde, Türkiye’nin ulusal verilerinden hareketle 9 valanlı (dokuzlu aşı) aşının tip kapsayıcılığının bazı ülkelerde bildirilen yüzde 80–90 düzeylerinin altında, yaklaşık yüzde 40–50 düzeyinde olabileceği ifade ediliyorsa, bu rakamın hangi ulusal veri setine, hangi kanser dokusu analizine ve hangi metodolojiye dayandığı da açıklanmalı.

Ancak ‘Aşının kapsamadığı tipler var’ demek ile ‘Aşı yapmaya gerek yok’ demek aynı şey değil. DSÖ verilerine göre tip 16 ve tip 18 HPV virüsleri, dünya genelinde rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’inden tek başına sorumlu.

Dolayısıyla 9 valanlı aşının Türkiye’deki gerçek kanser önleme kapasitesi; yalnızca toplumdaki HPV-DNA pozitifliğine değil, rahim ağzı kanserlerinde hangi HPV tiplerinin ne ölçüde nedensel rol oynadığına bakılarak değerlendirilmeli.”

Aşının bağışıklama takvimine alınması, yani çocuklara ücretsiz yapılmasıyla ilgili ilk söz, 2022’de dönemin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından verildi. Bakan Memişoğlu da 2025 sonuna kadar HPV aşılamasına başlanacağını söylemişti.  

Hani HPV aşısı 2025 sonuna kadar takvime girecekti?

Sağlık bakanı: HPV aşı programı 2025 sonu başlayacak

Türkiye HPV aşısı için zaman kaybediyor