Yapay zeka büyük dil modelleri (LLM) kulağa mantıklı gelen, akıcı ve kolay tüketilebilir metinler ürettiği için fast food yemeklerine benzetiliyor.

Yapay zekaya yazdırılmış metinler e-postalardan sosyal medya platformlarına, köşe yazılarından edebiyata kadar sirayet etti. OpenAI’ın ChatGPT’si, Anthropic’in Claude’u, Google’ın Gemini’sı, xAI’ın Grok’u…
Büyük dil modelleri, insanların ürettiği trilyonlarca sözcükten oluşan veriyle eğitiliyor. Dolayısıyla Shakespeare’den Elon Musk’a, Goethe’den en fiyakalı LinkedIn kullanıcısına kadar insanların yazıp çizdiği metinleri toplayarak taklit ediyor.
Fakat ‘yapay zeka dili’nin pıtrak gibi yayılması insan emeğinin akıbetine ve robot metinlerin niteliğine dair tartışmalara yol açıyor.
Dijital fikir ve analiz platformu Engelsberg Ideas’ın editoryal kadrosundaki Alastair Benn, 13 Ağustos’ta ‘Yapay zekanın kusursuz diline direnmek’ başlıklı bir yazı yayınladı:
‘‘Bu modellerin en çekilmez huyu, her cümleyi pürüzsüz biçimde tatlıya bağlama tutkusu. Oysa insanoğlunun düşünceleri bazen uzun bazen kısadır, kesik kesiktir, girifttir. Bazen lafı uzatmak gerekir, bazen tek bir sözcük yeter.’’
Yapay zeka vesayeti
Benn’e göre büyük dil modelleri anlamı yok etmek pahasına bir tür netliğin peşine düşüyor. Bu modeller, yazma sürecinde yanılma payının yaratıcı fırsatından yararlanmaksızın, önceden belirlenmiş bir rotada ilerleyerek genel geçer ifadeler kullanmaya meylediyor.
Benn, özellikle yapay zekaya bel bağlayan yazarların kendilerini bir vesayete mahkum ettiği görüşünde: ‘‘Doğru kaynağı bulma zahmetine girmeden bir işi kestirmeden halletmek ya da pürüzsüz metinler üretmek için büyük dil modellerine yaslanmak, yazarı kendi rızasıyla seçtiği bir ergin olamama haline mahkum ediyor.’’
Gelgelelim yapay zeka büyük dil modelleri insanların çabucak iş bitirmesini sağlıyor, eforsuz, kestirme yollar sunabiliyor. Tabii herkesin bu araçlara kolaylıkla erişmesi niteliksiz bir üretim sarmalına yol açabiliyor.
Ayrıca yapay zeka büyük dil modelleri, fast food yemeklerini andıran metinler üretiyor.
‘AI kurmacası yeni fast food’
Amerikalı köşe yazarı Megan McArdle, The Washington Post’taki ‘AI kurmacası yeni fast food’ başlıklı yazısında çizgi dışı fikirlerin ortaya çıkması için insana muhtaç olduğumuzu savunuyor.
McArdle, yapay zeka metinleri fast food yemeklere benzetiyor:
‘‘Yapay zeka metinlerin pıtrak gibi yayılması bir sorun. Fakat sebebi insan tüketimine aykırı, berbat, çöp niteliğinde metinler üretmesi değil. Aksine, belirli ölçütlerde ‘fazla iyi’ olması yüzünden. Karşımızda edebiyatın fast food muadili var: Pratik, ucuz, son derece istikrarlı ve hazzı azami hale getirmek için sürekli optimize ediliyor.’’
McArdle, 2026 Commonwealth Kısa Öykü Ödülü’nün kazananlarından ‘The Serpent in the Grove’daki (Korudaki Yılan) kahraman Marsha Teyze’yi anlatıyor.
Marsha Teyze öyküde şöyle tariflenmiş: ‘‘Mobilyalara eyvallahı olmayan kadınlara özgü o heybetli duruşuyla, kalaslardaki tozu dumana katan bir kahkahaya ve uçurumun kenarındaki bir çocuğu ikna edip geri döndürecek denli yumuşak bir sese sahipti.’’
McArdle, öykünün yazarı için ‘‘Sanki bir yığın roman hatmedip ansiklopediler devirmiş ama insanlarla hiç temas etmemiş’’ diyor.
Öykünün yazarı Jamir Nazir. Fakat bağımsız yapay zeka dedektörü Pangram’a göre metni ‘yüzde 100’ yapay zeka yazmış. Dahası, aynı yarışmadaki iki öykü daha Pangram’a takılmış.
McArdle o öykülerin de ‘anlamlı gibi’ görünen tuhaf benzetmelerle dolu olduğunu söylüyor.
Türkiye’de öykü dalında ödül veril(e)medi
Türkiye’de ‘yapay zeka edebiyatı’ meselesi geçen ay epey tartışıldı. Temmuz 2026’da Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri’nde ‘yapay zeka destekli metin üretimine ilişkin güçlü emareler’ nedeniyle öykü kategorisinde kimse ödüle layık görülmemişti.
Adnan Özyalçıner, Ayşegül Tözeren, Gaye Boralıoğlu, Eylem Ata ve Sibel Öz’den oluşan öykü jürisi oybirliğiyle ‘ödüle değer bir eser’ belirleyememişti.
Yapay zekanın ‘halüsinasyon’ görerek uydurma bilgiler verebildiğini söyleyen McArdle, insan metinlerine erişimi olsa da hakiki insan hayatına temas edemediği görüşünde.
McArdle’a göre ‘yapay zeka edebiyatı’ insan kalemine kıyasla daha akıcı, derli toplu ve çok basit bir psikolojiye sahip: Temaları doğrudan okurun gözüne sokuyor, pürüzsüz ilerleyen tek yönlü hikayeler kurguluyor ve karakterlerin açmazlarına hemen hiç bulaşmıyor.
McArdle, yapay zeka kurgusunun tam da bu noktada tıkandığını vurguluyor. Geçmiş metinlerin ortalamasından yola çıkılarak yazılan bir metin, diyor McArdle, hakiki insan yaşamından mahrum kalıyor. Böylece vasat metinler yazmak kolaylaşıyor ama akılda kalacak bir şey yaratmak zorlaşıyor.
McArdle şöyle diyor: ‘‘İnsan yazarlara ihtiyacımız var. Yapay zeka önümüze tuhaf benzetmeler yığdığı için değil, aksine bu dil modelleri neredeyse hiç aykırı fikir üretemediği için insana ihtiyaç duyuyoruz.’’