Baştan söyleyelim, Özgür Özel’in kararı doğrudur. Özel ve yönetimi kanuna “evet” diyerek “Yeni Parti’nin neresi yeni?” sorusuna cesur ve anlamlı bir cevap vermiştir. Grubunun yarıdan fazlasının karşı tutumuna rağmen, partisini çözüm hattında tutarak, hem en geniş tanımıyla demokrat seçmen ve bilhassa Kürt seçmenle Yeni Parti’nin bağını korumayı başarmıştır.
Başını kuma gömmemek, çok haklı gerekçeleri olsa da bunlara sığınmamak, ülke için fırsatı elinin tersiyle itmeden doğru yerde durmak liderliktir. Özel, sadece arkadaşlarının hapiste olmasını ve bütün teşkilatlarının ağır baskı altında bulunmasını gerekçe göstererek -ki bu çok haklı bir gerekçe olurdu- çözümün özüne girmeden sürece karşı çıkabilirdi. Kimse de onu ayıplayamazdı. Ama bu yolu tercih etmedi, en büyük partinin başkanı olarak ülkenin ihtiyacı olan mutabakatı bozmadı ve çözüm sürecinin hasar almasına mani oldu.
Elbette Özel de bu sürecin bir yanıyla yarım asra ulaşan kanlı ve acılı bir dönemin sonunu getirme ihtimali içerirken bir yandan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oy hesaplarının parçası olduğunu biliyor. Elbette, eğer DEM seçmeni Erdoğan’a istediği veya umduğu desteği vermezse sürecin birden tersine döneceğini hesap ediyor. Ve elbette çözüm sürecinin sadece bu kanundan ibaret olmadığını sürecin yeni aşamalarının daha sıkıntılı olacağını görüyor.
Bütün bunlara rağmen çözüm safında olmayı tercih etmesi hem çözümün gereğine inanmasından hem de “hayır” diyecek olsaydı bunun partisine değil sadece Cumhur İttifakı’na yarayacağını bilmesindendir.