Türkiye somutluğunda iletişim dili, resmi dil ve temel eğitim dili olarak Türkçe, toplumun önemli bir bağıdır. Bugün Kürt sorunu bağlamında bu işlevler arasında tartışma konusu olan, esasen ana dilde eğitim. Diğerlerinde çözüm daha kolay. Örneğin gerektiği yerde, siyasette, kültürde, sanatta Türkçe dışındaki dillerin kullanılmasına itiraz, açıkça ırkçılığın bir tezahürüdür. Veya yurttaşın hakkına veya hizmete erişiminde dil engelini ortadan kaldırmak devletin yükümlülüğü ve bunu resmi dili koruyarak yapması pekâlâ mümkün.
İnsanların ana dillerini öğrenmeleri de, eğitimde kullanmaları da temel bir haktır. Temeldir, çünkü eğitim çağına gelen çocuğun ana dilinden farklı bir dille yüzleşmesi, yurttaşların eşitliği ilkesine aykırıdır. Elbette günümüz gerçekliğinde o çocuk, Türkçeyi çok yüksek ihtimalle ilk kez duymuş olmayacaktır. Ama kendisini ifade etme açısından, karşısında atlaması gereken ek bir hendek bulacağı da açıktır.
Buna karşılık, “toplumsal iletişim” sadece hal hatır sormak olmadığına, bütün kamusal işlevleri, meslek öğrenimini, teknik beceriler edinmeyi, bilimsel, kültürel, sanatsal etkinlikleri de kapsadığına göre, Türkiye’de Türkçe eğitimin geri plana itilmesi söz konusu olamaz.
Peki, bu durumda, çocuklarımızın bir bölümünün eğitimde dezavantaja mahkûm edilmemesi ile Türkçe’nin esas eğitim dili niteliğinin korunması arasındaki çelişki çözülemez mi?