Şule Demirtaş: Yarım asırlık meselenin çözümü, iktidarın doğru kabul ettiği yerde hizaya girmek üzerinden kurulamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Buradaki en büyük tezat ve belki de meselenin en zor tarafı şu: Türkiye yarım asırlık bir çatışmayı, güçlü bir demokratikleşme ikliminin desteğinden mahrum biçimde çözmeye çalışıyor. Kendilerini antidemokratik ve bireysel masumiyetleri gözardı edilerek tek bir kriminal torbaya doldurulmuş hisseden binlerce vatandaşın bulunduğu, yargıya güvenin ciddi biçimde zarar gördüğü hukuk düzeninde şimdi “barışın hukuku” kuruluyor…

Günün sonunda Meclis’ten güçlü bir çoğunlukla geçen metin, toplumun geleceğe ilişkin kaygılarını kendiliğinden gidermiyor. Bütün bu tercihler her şeyi baştan mahkûm eden toptancı bir “istemezükçülüğü” haklı çıkarmıyor. Sürece eleştirel yaklaşanların esas ödevinin onun çökmesini beklemek olduğunu varsaymak da haksızlık.

Hepimizin üzerine düşen, yılgınlığa kapılmadan eksikleri söylemeye devam etmek, ikincil düzenlemelerde doğabilecek hukuki boşlukların peşini bırakmamak ve iktidarı, bizzat kendisinin ilan ettiği normalleşme iradesi ve adalet vaatleriyle her fırsatta yüzleştirmektir.

Dün barışı savunmak makbul vatandaşlığın sınırlarını zorluyordu, bugün yürütülen süreci sorgulamak aynı sınıra doğru itiliyor. Yarım asırlık bir meselenin çözümü, iktidarın doğru kabul ettiği yerde hizaya girmek üzerinden kurulamaz. Sorular sorulacak, hukuki açıklar gösterilecek, siyasi hesaplar tartışılacak, verilen sözler hatırlatılacak. İktidarın kendi ilan ettiği normalleşmenin en ciddi sınavlarından biri de burada verilecek: Kendisine yöneltilen eleştiriyi ne kadar taşıyabilecek?

Şule Demirtaş’ın yazısı