Türkiye’de ve Avrupa’daki yangınları yaz aylarında karşılaştığımız üzücü görüntüler olarak değerlendirmek doğru değil. Bu yangınlar, yeni bir ekonomik düzenin habercisi. İklim krizinin etkileri çevre sayfalarının konusu olmaktan çıktı; yatırım kararlarını, ticaret politikalarını ve uluslararası rekabeti yeniden şekillendiriyor.
Avrupa bir kez daha alevlerle mücadele ediyor. Fransa’nın güneybatısında, İspanya’nın farklı bölgelerinde ve Akdeniz havzasının birçok noktasında çıkan orman yangınları nedeniyle binlerce kişi tahliye edilirken, ulaşım ağları aksıyor, tarımsal üretim zarar görüyor ve turizm sezonunun en yoğun döneminde ekonomik faaliyetler ciddi biçimde etkileniyor.
Bu tabloyu artık “olağanüstü” olarak tanımlamak ise giderek zorlaşıyor. Çünkü iklim krizinin en dikkat çekici sonucu, afetlerin büyüklüğünden çok, tekrar etme sıklığının artması. Bir zamanlar istisna olarak görülen olaylar, artık ekonomik ve toplumsal hayatın planlama parametrelerinden biri hâline geliyor.
Yaşananları bir çevre haberi olarak değerlendirmek, aslında büyük resmi gözden kaçırmak anlamına geliyor. Değişen, doğanın davranışı kadar ekonominin işleyişi. Daha doğrusu, ekonomik kararların üzerine kurulduğu risk anlayışı.