Mülteciler yeni toplumsal aktörlere, diasporalar yeni siyasal ağlara, göçmen sendikaları yeni temsil mekanizmalarına, şehirler ise yeni yönetişim alanlarına dönüşmektedir.
Dolayısıyla 21. yüzyılın temel sorunu göç değildir. Asıl sorun, melezleşen dünyada egemenliğin, vatandaşlığın, temsilin ve demokratik katılımın nasıl yeniden tanımlanacağıdır.
Bu yeni dönemde belirleyici aktörler yalnızca devletler olmayacaktır. Diasporalar, göçmen emek örgütleri, şehirler ve ulusötesi ağlar da yeni toplumsal düzenin kurucu unsurları haline gelecektir. Bu nedenle geleceğin göç siyaseti sınırlar üzerine değil; temsil, emek, aidiyet ve ortak yaşam üzerine kurulacaktır.