Can Ataklı: Dokunulmazlıkların kaldırılması bir silah olarak kullanılmamalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Milletvekillerinin dokunulmazlığı mesleğe başladığım günden beri hep konuşulur.

Kamuoyunda dokunulmazlıklar konusu çok dile dolanırken, mecliste ise bu konu ya muhalefeti sindirmek ya da partiler arasındaki bir güç savaşı biçiminde ele alındı hep.

Sonuçları da hep hüsran oldu.

Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılması nedeniyle Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın hala tutuklu olmasının sorumlusu gibi gösterildi.

Oysa 2016’da tüm partiler birbirine “hodri meydan” çağrısında bulunmuştu.

Sonuçta 15 HDP’li milletvekilinin tutuklanması ile biten bu “hodri meydan” çağrısına en başta HDP milletvekilleri onay vermişti.

CHP, MHP, AKP milletvekilleri de bu yönde oy kullanmıştı.

1994’de ise bu kez iktidardaki DYP-SHP hükümetinin dayatması sonucu DEP milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştı.

Sonuçta dokunulmazlıkların kaldırılması bir silah olarak kullanılmamalı ya da güç gösterisine dönüştürülmemeli.

Şimdi başta Özgür Özel olmak üzere Yeni Parti’yi kuran birçok milletvekili hakkındaki fezlekelerin mecliste oylanması bekleniyor.

Muhtemelen yeni dönemde yapılacak bu oylamada Kılıçdaroğlu’nun CHP’de kalan milletvekillerine “evet oyu” vermelerini söylediği ileri sürülüyor.

Bu çok yanlış bir yol.

Eğer saray iktidarı siyasi amaçla bu milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdiyse, meclisteki sayıları kararın çıkmasını zaten sağlıyor.

CHP’de kalan milletvekillerinin buna şiddetle karşı çıkması gerekir.

CHP’de kalanlar “arınma” olmasını istiyorlar ama bu iktidarın oyunu ile gerçekleşirse bunun vebali çok ağır olur.

Can Ataklı’nın yazısı