“İktisatçı liderler partiyi toprak ağası gibi yönetiyor, asker kökenli liderler asker ocağı gibi yönetiyor, eczacı liderler de eczacı gibi yönetiyor; partinin muadilini veriyor.”
Çünkü eczanede muadil ilaç olağandır. Ama demokraside muadil parti konuşuluyorsa, durup düşünmek gerekir.
CHP hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından yeni bir parti kurulması anlaşılabilir bir siyasi tedbirdir. Ana muhalefet partisinin hukuki varlığı tartışmalı hâle gelmişse, siyasi faaliyetin kesintiye uğramaması için alternatif bir tüzel kişilik oluşturulması doğal bir refleks olarak görülebilir.
Fakat yaşananlar bununla sınırlı kalmamıştır.
Henüz kurulan yeni parti bile kendisini hukuki bakımdan güvende hissetmemiş ve onun için de ikinci bir alternatif hazırlanmıştır.
Bu, demokratik siyasal hayatın en temel aktörlerinden birinin, hukuki geleceğini güvence altına alabilmek için peş peşe emniyet sübapları oluşturma ihtiyacı hissettiğini göstermektedir.
İşte hukuk devleti açısından alarm zilleri tam burada çalmaktadır.
Bu yüzden, sosyal medyadaki “partinin muadilini veriyorlar” esprisi belki hepimizi güldürdü ama aynı zamanda kaygılandırdı. Çünkü eczanede muadil ilaç, tedavinin devamını sağlar. Demokraside ise “muadil parti” konuşuluyorsa, tedavi edilmesi gereken siyasi partiler değil; hukuk devletine duyulan güvendir. Çünkü bir demokrasinin yedeği olmaz. Muadili hiç olmaz.