Kamuoyu araştırmaları ve yeni Meclis aritmetiği Yeni Parti’nin daha önce siyasi partilerin ana gövdelerinden ayrılan küçük ve başarısız örneklerden bir tanesi olmadığını ve küresel-liberal çizgiyi temsilde liderlik yapabileceğini ortaya koyuyor.
Demokrasi ve çok taraflılık, haklar ve özgürlükler, küresel ekonomi ve kurumlarla entegrasyon, çok kültürlülük gibi konuları ön plana çıkaran “küreselci” bakış açısı partinin sempatizanlarına sunacağı yeni kimlik olacak gibi görünüyor.
Ancak bunu henüz net olarak ortaya söyleyebilmiş değiller zira geçmiş bagajları CHP’nin “6 Oku”nda bulunan devletçilik ve milliyetçilik ilkelerini de kapsıyor. Hem bu okların gösterdiği yönlerin zıtlığı ve hem de bir yanda “çağdaş dünya ile bütünleşme”, diğer yandan “kayıtsız şartsız ulusal egemenlik şiarının varlığı” “Yeni Partinin” aşması gereken zorluklar arasında. CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi parti kurmak, yüz yılı aşan bir kurumsal hafızadan ayrılarak yeni bir kolektif kimlik inşası anlamını taşıyor.
Türkiye’deki kutuplaşma ortamının ne denli katı olduğu da hesaba katıldığında, siyasi partilere yönelimin sadece sandıktan ibaret olmadığı, kolektif bir ruhun parçası olmanın ifadesi olduğu da açıkça görülmekte. Tam da bu nedenle bir seçmenin “ben CHP’liyim” ya da “ben Yeni Partiliyim” demesinin bir partiye oy vermekten çok daha fazlası olacağını söylememiz gerekiyor.
Zira bu söylem, o kimliğin kolektif hafızasını, ortak değer ve sembollerini ifade ettiği gibi, kişinin özdeşim kurduğu, kendini ait hissettiği grubu da belirleyecek bir detay.
Yeni hareket eski kimliğini tümden reddederse seçmenini; eskiye yaslanırsa da yeni olma iddiasını yitirecektir. Kalan mirasın hangi bölümünü, kimin ve ne şekilde taşıyacağı konusu her iki partinin de gelecekteki haritasını belirleyecektir.