Tezcan Karakuş Candan: Zühtü Usta'nın hikâyesi bir Anadolu masalı… 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ankara Kavaklıdere’de Kuğulu Pasajı’nın içerisine girip alt kata indiğinizde, tik-tak seslerinin arasında kaybolduğunuz küçük bir dükkân karşılar sizi. 

Saat endüstrisinin başkenti olan İsviçre La Chaux-de-Fonds’daki Saat Müzesi’ni gezerken hissettiğim o derin hikâyenin başka bir yüzünü, bu küçük dükkânda 70 yıldır zamanı tamir eden Zühtü Usta’nın hikâyesinde keşfediyorum… 1956 yılından beri saatlerin görünmez mekanizmalarına hayat veren büyüteci gözünde, kırılmış bir mili yerine yerleştirirken zamanı durduran Zühtü Usta’nın hikâyesi bir Anadolu masalı…

Artvin’in yeşil yamaçlarından, Başkentin bağlarından, betonlaşan sokaklarına, yitip giden bir zanaattan kentin mekânsal belleğine uzanan bu derin yolculuk zamana koşut bir hafıza yolculuğu aynı zamanda.

Her kentin bir saati vardır: Bir fabrika düdüğü işçinin, sabahın erken saatlerinde simitçiiii sesi emekçinin, bir horozun sesi çiftçinin, bir okul zilinin sesi öğrencinin zaman kavramındaki saatleridir.

Modern kent zamanı ortaklaştırarak kuruldu. Ancak o saatler kendiliğinden çalışmaz. Onları yapanlar kadar, yaşatanların da varlığı kıymetli. Bu yaşatma süreci bir kentin hikâyesini, yok oluşları da içerisinde barındırıyor. Zembereği bozulmuş bir kentleşme sürecinin içerisinde Zühtü Usta’nın atölyesi, Kavaklıdere’nin yıllar içindeki mekânsal dönüşümünün de en yakın tanığı.

Tezcan Karakuş Candan’ın yazısı