İran savaşı uzadıkça Çin sessizliğini bozuyor; Pekin artık sadece izlemiyor, oyunun kurallarını da değiştirmeye yönelik hamleler de yapıyor.
İran savaşı başladığında uluslararası kamuoyunun dikkati İsrail ve ABD üzerindeydi. Çin ise savaşın ilk haftaları boyunca alışılmış stratejisini izledi; düşük profilli açıklamalar yaptı, doğrudan askeri söylemlerden kaçındı ve ekonomik ilişkilerini ön plana çıkaran dikkatli bir diplomasi yürüttü.
Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, bu sessizliğin sona erdiğini gösteriyor. Birbiriyle ilk bakışta ilgisiz görünen birçok gelişme aslında aynı büyük resmin parçaları haline gelmeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e İran konusunda açık tehditte bulunması, Pekin’in buna alışılmadık sertlikte cevap vermesi, Avrupa savunma sanayisini hedef alan Çin yaptırımları, Tayvan üzerinden Washington’a verilen mesajlar, Hürmüz Boğazı etrafındaki enerji mücadelesi ve Pekin’in aldığı önlemler hep birlikte okunmalı;
Çin artık yalnızca ekonomik bir güç olarak değil, jeopolitik bir aktör olarak da sahaya çıkıyor. Üstelik bunu doğrudan ABD’nin en hassas cephesinde, Ortadoğu üzerinden yapıyor.