Dr.Aykut Öztürk (Glasgow Üniversitesi)
Dr. Diğdem Soyaltın-Colella (Aberdeen Üniversitesi)
Özgür Özel, 21 Temmuz Salı günü, YENİ Parti’nin kurulacağını ilan etti. O günden beri kamuoyunda YENİ Parti’nin karakteri sık sık tartışılıyor.
Bu partiye hangi seçmenler yönelecek? Bu parti bir merkez partisi mi olacak yoksa solda mı konumlanacak? Potansiyeli ne? Seçmenin bu partiden beklentileri ne?
Bu sorulara cevap vermek üzere, bu tarihi ilanın hemen sonrasında seçmenlere Özgür Özel’in yeni partisine oy vermeyi düşünüp düşünmediğini, bu ilandan ne kadar heyecanlandığını ve YENİ Parti’den ne beklediğini sorduk. Bu sorulara cevap veren seçmenlerin çeşitli özelliklerini ölçtük. Toplamda, 1500’den fazla katılımcı anketimize katıldı.
Araştırmamızı, Aberdeen Üniversitesi’nden aldığımız fonla yaptık. Anketi 22-24 Temmuz’da Segmenta Araştırma Şirketi icra etti. Katılım çevrimiçi panel üzerinden sağlandı. Türkiye ortalamasını temsil etmek için demografik ve siyasi ağırlıklar kullandık.
Peki, bu anket YENi Parti’ye yönelmesi muhtemel seçmenlere dair bize ne söylüyor?
Elimizdeki verinin gösterdiği şu: YENİ Parti, en azından şimdilik, Türkiye’nin mevcut kutuplaşmasını kıracak ve her kesimden oy alacak bir parti konumunda değil. Buna karşılık, demokratik muhalefetin merkezi olmak ve CHP dışında kalan muhalif veya oy kullanmayan seçmene ulaşmak adına güçlü bir potansiyele sahip. Seçmen, YENİ Parti’den şeffaf ve dürüst olmasını, Türkiye’ye demokrasiyi ve adaleti getirmesini ve ekonomik sorunları çözmesini bekliyor.
Potansiyeli ne?
Toplamda katılımcıların yüzde 38’i YENİ Parti’ye oy vermeyi düşünebileceğini söyledi; yüzde 41’i kesinlikle oy vermeyeceğini belirtti, yüzde 20’si ise net bir fikir belirtmekten kaçındı.


Diğer pek çok siyaset bilimcinin de işaret ettiği gibi bu sonuçları dikkatli bir şekilde yorumlamak gerekiyor. Bu oranlar, YENİ Parti’nin muhtemel bir erken seçimde yüzde 40 oy alacağı anlamına gelmiyor; zira seçmenlerin yeni bir partiye ilgisi kaygan olabilir. Ancak, bu sonuçlar, otoriter baskılarla başa çıkabileceği varsayılırsa YENİ Parti’nin doğru politikalarla ulaşabileceği potansiyele işaret ediyor. Ki bu, yeni kurulan bir siyasi parti için çok büyük bir potansiyel.
İmamoğlu faktörü
YENİ Parti’ye seçmen ilgisinin en ayırt edici özelliğini anlamak için 10’dan fazla değişkeni tek bir istatistiksel modele koyduk. Cevap netti: Ekrem İmamoğlu’na duyulan yakınlık.
Diğer bir deyişle, bir seçmenin YENİ Parti’yi destekleyip desteklemediğini tek bir soruyla tahmin etmek isterseniz İmamoğlu hakkında ne düşündüğünü sorabilirsiniz. Bu, 19 Mart sürecinin, yani İBB soruşturmalarının Türk siyasetinde yeni bir kırılma yarattığını da gösteriyor.
Demokratik muhalefetin merkezi?
Bunun ötesinde, seçmenin YENİ Parti teveccühü, Türkiye’yi ne ölçüde demokratik bulduğuyla yakından ilişkili. Türkiye’deki demokrasinin kalitesini ortalamanın altında bulan her 10 seçmenden yedisi YENİ Parti’ye oy atabileceğini söylüyor; ortalamanın üstünde bulanlarda ise bu oran her 10 seçmenden ikiye iniyor.
Aynı kalıp, seçmenin demokratik idealleri noktasında da beliriyor. Güçlü lider yönetiminin Türkiye için kötü olduğunu söyleyen her 10 seçmenden altısı YENİ Parti’ye oy verebileceğini söylüyor; iyi olduğunu söyleyenlerde bu oran üçe düşüyor.
Yani, demokrat olmak ve asıl olarak Türkiye’nin bugün bir demokrasi olmadığını düşünmek YENİ Parti’ye yönelimin en anahtar belirleyeni. Bu da Özel’in sürekli olarak yaptığı ‘demokratlar koalisyonu’ çağrısıyla uyumlu.
YENİ Parti ANAP mı olacak?
YENİ Parti’yle ilgili tartışmalardan biri, ANAP’vari bir merkez partisi mi olacağı yoksa kendini solda mı konumlandıracağı. Bizim verimiz, Yeni Parti’ye duyulan ilgi ile kendini solda tanımlamak arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Kendini sağa yakın görenler arasında her 10 kişiden üçü Yeni Parti’ye yakın; kendini sola yakın tanımlayanlar arasında ise bu oran altıya çıkıyor. Yani net bir biçimde, Yeni Parti seçmeni solda.
Şu da önemli: YENİ Parti seçmeni sadece Türkiye ortalamasına göre değil, 2024 CHP seçmen ortalamasına göre de solda.
Bu tartışmanın bir nedeni de, bazı yorumcuların Ekrem İmamoğlu’nu, yani YENİ Parti’nin kurucu figürlerinden birini, merkez sağla ilişkilendirmesi. Oysa bizim verimizde, kendini solda tanımlamak ile İmamoğlu’nu desteklemek arasında çok güçlü bir ilişki var. Yani, seçmenin İmamoğlu algısıyla bazı siyaset yorumcularının iddiası hiç örtüşmüyor.
CHP seçmeni dışında YENİ Parti’ye yönelenler kimler?
CHP seçmenlerinin yüzde 70’i YENİ Parti’ye oy vermeyi düşünebileceğini söylüyor; yüzde 15’i ise ortada. Bu oranlar iki ay önce Segmenta Araştırma’nın Işık Üniversitesi Emotics Lab için yaptığı anketin sonuçlarıyla neredeyse aynı. Görünene göre CHP seçmeninin çoğu Yeni Parti’ye yöneldiği ve bu görece kalıcı.
Peki YENİ Parti’nin büyüme yönü nereye doğru olabilir?
Cumhur İttifakı içinde kalan seçmen gruplarında, yani AKP ve MHP seçmenlerinde, YENİ Parti’ye ilgi çok düşük. Ankette yüzde 10’un biraz üzerinde çıkan bu oranı hata payını da dikkate alarak değerlendirirsek Cumhur İttifakı’ndan gelen destek şu anda ihmal edilebilir düzeyde.
Öte yandan diğer partiler açısından dikkat çekici sonuçlar var. DEM Parti’de ilgi oranı neredeyse yüzde 40’ın üzerinde. Bir kısım DEM Parti seçmeni -kırsalda yaşayan, okuma-yazma oranı düşük kesim- anket örneklemlerinde genel olarak az temsil edilir; dolayısıyla bu oranın yüksekliğine ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor.
Yine de güncel siyasi ortamı dikkate alırsak çıkarımımız şu: YENİ Parti, kentli ve muhalif DEM Parti seçmeni için ciddi bir çekim alanı oluşturabilir. Özellikle son zamanlarda iktidarla daha uyumlu bir resim veren parti liderliğinin kendilerini yeterince temsil etmediğini düşünen DEM seçmeni burada kilit bir rol oynayacak.
Bu noktada bir diğer gösterge de şu: İmamoğlu’na yönelik olumlu tutumlar ile YENİ Parti’ye yönelik olumlu tutum arasındaki ilişkinin en güçlü olduğu seçmen grubu, DEM Parti seçmeni. Yani İmamoğlu’na yönelik, DEM Parti seçmeninde var olduğunu bildiğimiz teveccüh, doğrudan Yeni Parti’ye kanalize ediliyor.
Diğer yandan YENİ Parti’ye, İYİ Parti ve artık Cumhur İttifakı içinde yer almayan Yeniden Refah Partisi seçmeninden de önemli oranda ilgi var. Ancak bu seçmenlerin Kürt meselesine ilişkin beklentileriyle DEM Parti seçmeninin beklentileri birbirinden çok farklı. Bu, Yeni Parti’nin stratejik meselelerinden biri olacak. Mansur Yavaş’ın Yeni Parti ile ilişkisi de bu noktada kritik olacak.
Seçmen nasıl bir parti istiyor?
Katılımcılara son olarak YENİ Parti’den beklentilerini açık uçlu bir şekilde sorduk. Bu sorumuza yanıt olarak kimi katılımcılar nasıl bir parti istediklerini yazdı, kimileri ise partiden neyi başarmasını istediklerini. Toplamda 1000’in üzerinde yanıt aldık.
Nasıl bir parti istediğini yazan seçmenlerde öne çıkan talep, şeffaflıktı. Bütün partilere mensup seçmenlerden gelen bu talep, dürüstlük, liyakat, adalet ve yolsuzlukla mücadele kavramlarıyla bir arada ifade edildi. Örneğin, bir CHP seçmeni “Çok şeffaf bir parti olmalı, nitekim son zamanlarda dolandırıcılık, suçlara bulaşma gibi olaylar çoğaldı ve iktidar bunu çok iyi kullanıyor” derken, bir AK Parti seçmeni ‘adil, şeffaf, dürüst, emekten yana bir tutum’ beklediğini belirtti.
Buradan çıkarılacak ders, YENİ Parti’nin şimdiye kadar Türkiye siyasetinde görülmemiş birtakım şeffaflık ve denetim mekanizmaları geliştirmesi ve marka değerini bunun üzerine inşa etmesi yönünde olabilir. Özellikle iktidarın sürdürdüğü yargı operasyonları karşısında bu tür hamleler daha anlamlı olacaktır.
İdeolojik olarak özellikle CHP kökenli seçmenlerden gelen güçlü bir ‘Atatürkçü bir parti olma’ talebi de görüyoruz. Belirli bir oranda bu talep diğer muhalefet seçmenlerinden de geliyor.
Öte yandan, bazı CHP dışı milliyetçi seçmen DEM Parti’den uzak durulmasını da istiyor. Buna karşılık DEM Parti seçmeni ise YENİ Parti’den Kürt meselesine hak temelinde çözüm beklediğini yazıyor. Bunlar YENİ Parti’nin gözetmek zorunda kalacağı ideolojik dengeleri gösteriyor.
CHP kökenli olmayan seçmenlerde bir beklenti daha öne çıkıyor: üslup. Bu gruptaki katılımcılar siyasi nezaket, ciddiyet ve kapsayıcı bir iletişim dili talep ediyor. “İtişip didişmeyi bıraksınlar”, “Tutamayacağı sözler vermesin”, “Herkesi kucaklayan bir dil kullansın” gibi ifadeler, seçmenin yalnızca ne söylendiğine değil, nasıl söylendiğine de önem verdiğini gösteriyor. Bu bulgu, parti tabanında karşılık bulan sert ve mücadeleci siyasi dilin, taban dışındaki seçmen açısından bir mesafe yaratabildiğine işaret ediyor.
Seçmen YENİ Parti’den neyi başarmasını istiyor?
YENİ Parti’nin neyi başarması gerektiği konusunda da seçmenler arasında bazı ayrışmalar ortaya çıkıyor. Öncelikle, bütün seçmen gruplarında en sık dile getirilen talep, adalet ve hukuk. Ancak bu talebin içeriği seçmen grubuna göre değişiyor.
CHP kökenli seçmenlerde adalet, doğrudan bir rejim talebi olarak ortaya çıkıyor. Birçok katılımcı beklentisini yalnızca ‘hak, hukuk, adalet’ ya da sadece ‘adalet’ diyerek ifade ederken, bazıları bunu daha somutlaştırıyor: ‘KHK mağduriyetlerinin giderilmesi’, ‘yargının bağımsız olması’ ve ‘hukukun üstünlüğünün yeniden sağlanması.‘
Bunlara paralel olarak, CHP kökenli seçmende baskın bir parlamenter sisteme dönüş talebi var. Bu talep çoğunlukla hukuk devleti, güçler ayrılığı ve demokrasiyle birlikte anılıyor ve kurumsal normalleşmenin sembolü olarak görülüyor.
Buna karşılık, AK Partili ve diğer seçmende adalet daha çok gündelik yaşamla ve ekonomik sorunlarla ilişkilendiriliyor.
Örneğin, AK Parti’ye oy verdiğini söyleyen bir seçmen, YENİ Parti’den beklentisini şöyle ifade ediyor: “Belki iyi olur; halkın, garibanın yanında olunsun, adaletli olsun, yardım almayanlar da hak sahibi olsun.” Bir başka AK Partili seçmen “Adalet olsun, gençlerin önü açılsın, çocuklar gerçek eğitim alsın. Zenginlere kısıtlama gelsin, iki evden fazla evi olmasın. Ben anneyim, kızımın geleceğinden korkum var, adalet gerek” diyor. Bu anlatıda adalet, ülkeye dair taleplerin bir ana başlığı olarak ortaya çıkıyor.
Buradan da görüldüğü gibi, ekonomik meseleler çok yaygın bir şekilde ifade ediliyor ama seçmen grupları bunun nasıl ifade edildiği konusunda farklılaşıyor. Özellikle CHP kökenliler dışındaki seçmenlerde ekonomik talepler çok daha somut ve gündelik hayatla bağlantılı. ‘En düşük emekli maaşı asgari ücrete eşitlensin‘, ‘Hayat pahalılığı bitsin‘, ‘Market fiyatlarına çözüm bulsun’ gibi ifadeler sıkça tekrarlanıyor. CHP kökenli seçmenlerde ise ekonomik talepler, rejim değişikliğine yönelik taleplerle birlikte ifade ediliyor; rejim değişikliğinin ekonomiyi de düzelteceği umuluyor.