İktidar anamuhalefet partisine karşı bir adım atıyor, o adımdan istediği sonucu tam olarak alamıyor, ardından bir adım daha atıyor, yine beklediği gibi olmuyor ve o adımlar arasında umulmadık bir şeyler filizleniyor; en zor koşullarda dahi halk, bu toprakta 19’uncu yüzyıldan bugüne muhalefet olduğunu ve asgari ölçüde de olsa demokrasinin tadını aldığını/değerini bildiğini cümlemize hatırlatıyor.
Cumhuriyet tarihinde rastlanmamış, her bakımdan ilginç gelişmelere tanık oluyoruz. Dünyanın en eski partilerinden biri yargı kararıyla ‘halledildiği’ için, o partinin ‘meşru’ genel başkanı ve destekleyen onlarca milletvekili, ‘yasal’ yönetimin tutumu karşısında çaresiz kaldığı gerekçesiyle yeni bir parti kurup parlamentoda anamuhalefet olacak.
Özgür Özel, 21 Temmuz tarihli grup toplantısında yeni bir parti kurulacağını ilan etti. Özel yanlısı vekillerin bir kısmı ise CHP’de kalacakmış. Nedenini bilmiyorum ama herhalde olası mahkeme kararları düşünülerek verildi bu karar. Adı muhtemelen Yeni Parti olacak (ki bana kalırsa akıllıca bir tercih) partiyi ‘halk’ kurdu, kurdurdu. Cumhuriyetin ‘cumhur’u, demokrasinin ‘demos’u bir süredir kendini iyiden iyiye görünür hale getirdi ve siyasetçilerin kararları-kurumsal yapılar üzerinde etkili oldu. İşin doğrusu ve her zaman, halktan başka güvenecek ve dayanacak başka bir güç de umut da yok. Ne olacaksa, ne yapılacaksa insanla olacak ve yapılacak.

Yeni partinin ideolojisi, sesleneceği halk kesimleri, programı, kurucuları vs… hepsi zaman içinde belli olur. Önemli olan ‘olağanüstü’ koşullarda her şey olağanmış gibi davranma alışkanlığını terk edip ‘olağanüstü’ bir adım atabilmekti. Özgür Özel ve yanındakiler bunu yaptı, orada çürümeyi reddedip bir adım attı. Adımın sonucu şu mu bu mu olur, parti gelişir mi güdük mü kalır, iktidara gelir mi gelemez mi, o üye oldu da bu olmadı mı gibi sayısız kaygı-soru dile getirilebilir ve herkes her olası sorun-soru için farklı bir iddia ileri sürülebilir. Buna mukabil, herhalde üzerinde uzlaşılabilecek tek bir somut/inkâr edilemez durum var: bu haliyle CHP’de kalıp, ‘siyaset yapamaması’ için eski yönetime devredilen bir partide ‘baba evi’ gibi bezdirici bir jargonla siyaset yapmaya çalışmak, akıl kârı olmayacak, heyecanlı ve dertli halk kesimlerini ise kendinden bütünüyle uzaklaştıracaktı.
Kurulacak parti ne kadar yeni olabilecek (destekleyen bazı vekilleri görünce insanın içine fenalık geliyor!), sıradan bir parti mi yoksa kapsayıcı bir hareketin çatısı mı olacak, başına neler gelecek, solla ve halkla ne ölçüde ilişki kurabilecek, bunları yaşayarak göreceğiz.
Tarih hocamız Sina Akşin, bizim sendikayı (o zamanki adı ÖES’ti) ‘itfaiye teşkilatı’na benzetirdi. Gerektiğinde müdahale eden/etmesi gereken bir araç olarak tanımlardı. Yeni parti, uzun ömürlü bir siyasi hareket ve yurttaş katılımını örgütlemeyi hedefleyen bir ‘kurum’ mu, yoksa yangına müdahale edip yerine mi çekilecek, şimdiden kestirmek olanaksız. Umulur ki adını hak eden bazı yeni tarafları olsun, hiç olmazsa.
Halk yaşamına sahip çıktı, anamuhalefetin meşru temsilcileri halkın arzusunu görmezden gelmedi. Bana kalırsa Özgür Özel ve arkadaşları çok yerinde bir iş yaptı. Yolları açık olsun.
Yazı önerisi: Barış Ünlü’nün post-kolonyalizm üzerine yazısı.