Bilindiği üzere Saray eliyle yaratılan Kılıçdar krizi, CHP kadrolarında yeni bir örgüt arayışını zorunlu kıldı. Aslına bakılırsa bu aynı zamanda bir “fırsat”. Uzun zamandır bu kadrolar içerisinde ciddi bir “temizlik harekatı”nın yapılması ve bazı kriterlerin konulması ihtiyacı ortada duruyordu. AKP’ye geçen vekillerin, BB’lerin sayısını tutan var mı? Bunların “çürük yumurta” olduğunu herhalde en iyi bilen Özgür Özel ve yanındakilerdi, olası olanları da en iyi onlar biliyordur.
Söylemeye gerek yok ama kopyalanması gereken tarihsel güzergâh değil; iradi bir müdahale ile yerelden başlayan temsil, ortak program üretimi, bağlayıcı karar alma ve yeni bir siyasi merkez oluşturma ilkesidir. Ve halkı karar süreçlerinin gerçek öznesi hâline getirecek yeni bir örgütlenmedir.
Amma velakin CHP siyasetini az buçuk okuyabilen herkes hemfikir olacaktır ki Özgür Özel ve ekibi böyle bir “işi” yapamaz, yapmaz!
Yapamaz çünkü CHP’nin yerleşik siyasal kültürü, halkı karar süreçlerinin öznesi yapmak yerine genel başkan ve merkez kadroların yönettiği ve hala eski kontrgerilla artıklarının icazetine ihtiyaç duyan kapalı bir örgüt anlayışına dayanıyor. Son dönemde gündeme gelen “yeni parti” ve yedek parti arayışları da bu anlayışın değişmediğini, yalnızca mevcut örgütsel kabuğun korunmaya çalışıldığını gösteriyor.
Yapmaz çünkü Deniz Baykal’la şaha kalkan, genel başkanın etki ve yetkileri yerleşik kural oldu. Ve CHP siyaseti, genel başkanın konuşmalarından ibaret hale getirildi. Bir de yapabilirse kişisel eylemi ile. Elektrik faturasını ödememek, gömleğin kollarını kıvırmak bile büyük bir meydan okuma olarak görülür!