Malum, bir sosyal medya platformunda savaşın yöntemleri vardır. Önce bir gönderi alıntılanır. Bu gönderi illa ki bağlamından koparılmıştır; bir öfke seliyle tırnak içine alınır. İnsanlar öfkelenir. Öfke yükseldikçe bildirimler hızlanır, yüzlerce hesap aynı hedefe yönelir. Linçlenmek üzere hedefe oturtulan kişi hakkında yalanlar paylaşılır, eski gönderileri taranır.
Mucize yaşandı işte: Tüm bağlam ortadan kalktı.
Öfkenin içinde yüzülen birkaç saat içinde tartışma fikirler üzerinden değil, hedef seçilen kişinin karakteri, işi, ailesi ve özel hayatı üzerinden yürütülmeye başlanır.
X’te, eski adıyla Twitter’da, bu süreç artık bir istisna değil; platformun siyasal işleyişinin temel unsurlarından biri. Burada iki farklı mekanizma birbirini besliyor: Gerçekte olduğundan daha büyük ve yaygın görünen bir toplumsal destek üretmek için kullanılan “astroturfing” ve öfkeyi tek bir hedef üzerinde yoğunlaştırarak etkileşime dönüştüren duygu algoritması.
Astroturfing kavramı, kendiliğinden gelişmiş bir taban hareketi görüntüsü altında merkezi biçimde koordine edilen sosyal medya kampanyalarını anlatıyor. Bu kampanyalar bot hesaplardan, sahte profillerden, bu iş için para alan kişilerden veya aynı mesajı belirli zamanlarda dolaşıma sokan gerçek kullanıcılardan oluşabiliyor.
Buradaki amaç yalnızca bir mesajı yaymak değil. Asıl amaç, kararsız kullanıcılara “Herkes böyle düşünüyor” hissini vermek. Malum, sosyal medyada insanlar yalnızca içeriğe değil, içeriğin çevresinde oluşan kalabalığa da tepki veriyor. Böylece sınırlı bir siyasi görüş, hâkim toplumsal eğilim gibi gösterilebiliyor.
Astroturfing bir görüşün kalabalık görünmesini sağlarken duygu algoritması, bu kalabalığın enerjisini belirli bir kişinin üzerine yönlendiriyor.